Eğitimli ve saygın kadın aileyi güçlendiriyor |
|
Kadının eğitim görmesi ve saygın hale gelmesi aile bütünlüğünü güçlendiriyor. “Kadın iyi eğitim aldıkça çocuğunu daha iyi ve başarılı bir şekilde yetiştirdiği gibi değişen ve gelişen dünya da ortaya çıkan sorunlarla da rahat başa çıkabiliyor.” sözleri ise Eski Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu'ya ait. Kadınların annelik ve eş görevlerinin yanı sıra toplumumuzda kendilerine biçilen rolleri de zorlayarak önemli görevlere geldiklerini ve kariyer yaptıklarını anlatan Çubukçu, “Dünya ve hayat şartları değişiyor. Bu değişen şartlarda toplumdaki bireylerin rolleri ve konumları da farklılaşıyor. Bu roller konusunda kadınlarımız çok hızlı ve değişken kararlar veriyorlar ama bu değişen hayat şartları içinde değişen rollere, erkeklerimiz adapte olamıyorlar. Yani erkekler kolay fedakârlık yapmıyorlar. Onlar toplumsal kalıpların kendileri için biçtiği olumlu ve kolay rolü dönüştürme çabası içinde değiller. Konforlu bir şekilde erkek olmaya yüklenen olumlu avantajları kullanmaya devam ediyorlar. Erkeklerin hızla değişen dünyada, değişen kadın rolüne ayak uydurmaları gerekiyor. Burada cinsiyetler arasında bir çatışmayı, cinsiyetler arasında bir kavgayı değil. Cinsiyetler arasında bir barışı uzlaşmayı, aile dediğimiz değeri de yükleyerek korumayı ve güçlendirmeyi hedefliyoruz.” diye konuştu. Kadının kariyer yapması ve kadının eğitim görmesinin ailenin bütünlüğü ile çelişmediğini, tam tersine eğitimsiz zayıf kadının, zayıf aile yapısı anlamına geldiğini, çocuklarıyla ve çocuklarının sorunlarıyla başa çıkamayan anne modelinin aslında boşanmayı ve ailede çöküşü hızlandırdığını anlatan Bakan Çubukçu, “Kadın ve erkek arasında fırsat eşitliğinin yaratılması, kadınların sosyal hayatta ve eğitimde güçlendirilmesi güçlü bir toplum olmamızın da önündeki engellerin kaldırılması açısından son derece önemli. Bir toplumun nüfusun yarısını oluşturan cinsiyetin potansiyelini geride bırakarak ilerlemesi mümkün değil. Kadının güçlenmesinin boşanma oranlarını artırdığı düşünülüyor. Tam tersine, Aile Araştırma Kurumu'muz tarafından yapılan araştırma sonuçları bana bunun tam tersini söylüyor. Üniversite mezunu kadınlarda boşanma oranları daha düşük. Niye? Kadın daha iyi eğitim aldıkça toplumda çocuğunu daha iyi ve başarılı bir şekilde yetiştirme şansına sahip olduğu gibi değişen ve gelişen dünyada ortaya çıkan sorunlarla da başa çıkabiliyor. Boşanma olaylarına ise daha çok göç nedeniyle sorunlarla başa çıkamayan kadının eğitimsiz olduğu ve zayıf olduğu ailelerde rastlıyoruz. Zannedildiği kadar Türkiye'de boşanma oranlarında ciddi bir artış söz konusu değil. Ülkemizde boşanma oranları hâlâ binde oranlarla ifade ediliyor. Ülkemizde en yüksek boşanma 2000 ve 2001 krizleri döneminde yaşanmış. Ondan sonraki dönemde boşanmalarda hep düz bir seyir görülüyor. Yani sanılanın aksine boşanma oranlarında bir artış yok. Evlenme oranlarında ise boşanmanın aksine ciddi bir artış mevcut. Bu da sevindirici bir durum.” şeklinde konuştu. Kadının güçlendirilmesi, kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve insan hakları ihlallerine yönelik yoğun bir çalışma yürüttüklerini, başta Anayasa olmak üzere, İş Kanunu ve Türk Ceza Kanunu'nda değişiklikler yaptıklarını vurgulayan Bakan Çubukçu, “Kadına yönelik şiddetin durdurulması, kadına yönelik ayrımcılığın engellenmesi konusunda Sayın Başbakanın yayınladığı 2 ayrı genelge, kadınların toplumsal hayata tam ve eşit bir şekilde katılmasını sağlayan net bir siyasi anlayışa sahip olduğumuzu ortaya koyuyor. Ayrıca bu yasaların uygulanması konusunda da en içten çaba gösterdiğimizi de vurgulamak isterim. Bu bahsettiğimiz düzenlemeler kadınların toplum içinde, aile içerisinde güçlenmesi adına son derece önemli. Kadınların toplumda uğradıkları ve olumsuz ayrımcılık olarak nitelendirilen bütün negatif uygulamalar pozitif ayrımcılık uygulamaları ile destekleniyor. Bugün kız çocuklarının okuması için annelere ödenen ücret, erkek çocukları için ödenen ücretten daha fazla. Kadınların ev içi üretimlerine getirdiğimiz vergi muafiyeti uygulaması ve kadınların işe alınmalarında gerçekleştirilen pozitif düzenlemeler gerçekten bu anlamda yaptığımız çalışmalardan sadece bazıları.” dedi. Çubukçu, kanunla ihtilafa düşen, mağdur edilen, istismar edilen, cinsel sömürüye maruz kalan çocuklarda zayıf ve sorunlu aile yapısının görüldüğünü ifade ederek şöyle konuştu: “Bütün bunların çözüm yeri aileden geçiyor. Güçlü aile ise güçlü kadından geçiyor. Hükümetimiz döneminde aile içindeki sorunları aileye destek olma, ailenin sorunlarını yine aileyi güçlendirerek çözme yolunu tercih ediyoruz. Bunlardan belki de en önemlileri çocuklara yönelik olarak yaptığımız çalışmalar. Sırf maddi olanaksızlıklar nedeniyle kurum bakımı altına bırakılan çocuklar bugün kendi anne ve babalarının yanında ayni ve nakdi desteklerle sosyal hizmet destekleriyle büyütülüyor. Bu çocuklarımızın sayısı 5 bini buluyor. Yine özürlülere eğitim ve maaş imkanları ile evde bakım desteği sağlıyoruz. Herkes özürlüsüne sahip çıkar duruma geldi. Bir taraftan yaşlılarımız ve yaşlı bakımına baktığımızda ise hâlâ sorunları aile içinde çözen bir mekanizmamız var. Türk toplumu bütün bu sorunlara rağmen Avrupa ülkeleri ve diğer ülkelerle kıyaslanmayacak kadar iyi durumda. Bugün Avrupa Birliği ülkelerinin birçoğunda yaşlıların yüzde 75'i kurumsal bakım altında. Biz 70 milyonluk ülkeyiz yaklaşık 20 bin civarında yaşlıya kurumsal bakımı devlet olarak sağlıyoruz. Özel kurumlarla bu rakam 40 bin civarında. Memnuniyet açısından bizim kurumlarımızdan yararlanan yaşlılara sorduğumuzda büyük çoğunlukla olumlu yanıt alıyoruz. Fakat ‘mutlu musunuz?' sorusuna aynı insanlar çocuklarının yanında daha mutlu olacağı yanıtını veriyor. Dolayısıyla biz hâlâ aile çatısı altında mutlu olabilen, aile çatısı altında huzur bulabilen bir toplumuz. İnanıyorum ki bu huzur ve mutluluk mekanizmamızı aileyi güçlendirerek sürdürebiliriz." Not: 2008 yılı Mart ayına ait olan bu yazıda aile ve kadın ile ilgili bilgilerin doğruluğuna inandığımız için yayınlamayı uygun gördük. |

Bu yazıya 0 Yorum yapıldı.