Çocuk isteği okuma yazma öğretti |
|
Kursiyerlerin çoğu gördükleri reklam filminin ardından kursa kayıt yaptırdıklarını söylüyor. İçlerinden Ferihan Hanım'ın durumu müstesna. 39 yaşında onu bu sıralara taşıyan bir çocuk özlemi. Ferihan Hanım ve eşi yıllarca tüm tedavi yollarını denemiş. Ancak bir çocuk sahibi olamamışlar. Çift son çareyi Çocuk Esirgeme Kurumu'na başvurmakta bulmuş. Ancak çiftin çocuk sahibi olabilmesi için en az ilkokul diplomasının olması gerekiyor. Ferihan Hanım da okuma yazma öğrenmek için kursa geliyor: “Hastanelere gidiyordum, numara alıyordum; ama okuyamıyordum. Eczacı ilaç veriyordu, kullanmasını bilemiyordum. Şimdi ne gördüysem okuyorum. Diplomamı alınca da çifte mutluluk yaşarım inşallah.” Okuma yazma bilmeyenler arasında kadınların fazla olması Emine Erdoğan'ın bu kampanyaya öncülük etmesindeki en önemli sebep. Üç ayda 64 bin gibi rekor bir sayıya ulaşılmasında da Emine Hanım'ın payı büyük. Nitekim eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in eşi Semra Sezer de benzer bir kampanyaya öncülük etmiş. Ulusal Eğitime Destek Kampanyası'yla 2002-2008 yılları arasında 1,5 milyon kişi okuma yazma öğrenmiş. Ancak altı yılda ulaşılan rakam ülkemiz için tatmin edici değil. Millî Eğitim Bakanlığı da 'Ana-Kız Okuldayız' kampanyasıyla bu sayıyı daha yukarılara çekmeyi amaçlıyor. Kampanya, Cumhuriyet tarihi boyunca alanında yapılan en büyük proje olarak nitelendiriliyor. Hedefi ise dört yılda üç milyon kişiye okuma yazma öğretmek. İşin bir de Avrupa Birliği boyutu var ki, o da projenin bu kadar önemsenmesinin asıl sebebini oluşturuyor. AB'ye üyelik müzakereleri kapsamında eğitim başlığı detaylı şekilde ele alındı ve kapandı. Ancak AB'de Hayat Boyu Eğitim (Life Long Learning) programlarına da özel önem veriliyor. Okuma yazma bilmeyen ve okul çağını aşmış bireylerin eğitimine özel önem veren Avrupa, Türkiye'den de benzer eğitim faaliyetleri istiyor. Biz de 7'den 77'ye okuma yazma öğrenen insanların heyecanına ortak olmak istedik. Başkent'teki halk eğitim merkezlerini dolaşarak onların okuma azmine şahit olduk. Yıllarca kalem tutmayan ellerin sımsıkı tuttuğu kalemlerde, hem bir ömrün pişmanlığını hem de öğrenmenin yaşı olmadığını gördük. Mamak Halk Eğitim Merkezi'ndeyiz. Ankara'nın eğitim seviyesi düşük ilçelerinden biri burası. Birinci ve ikinci kademe olmak üzere üç sınıfta okuma yazma kursu veriliyor. Sınıflardan birinin kapısını çalıyoruz. Tek sıra dahi boş değil. Herkes pürdikkat öğretmeni dinliyor. Öğrencilerin yaş ortalaması 30 ila 60 arasında. Kadın sayısının fazla olmasını ise yadırgamıyoruz. Yaşlarına, işlerine, çoluk çocuklarına rağmen bu sıraları doldurmaları sevinmek için yeter. En önde oturan yaşlı amca, poşetinden çıkardığı defterini, kalemini, silgisini sıraya yerleştiriyor özenle. Kısık gözlerle tahtadaki kelimeyi defterine yazıyor. Ama titreyen elleri düzgün yazmasına izin vermiyor; siliyor da siliyor. Ercan amca 66 yaşında, sınıfın en büyüğü. Okuma yazma kurslarının ikinci kademesinde eğitim görüyor; yani ikinci sınıfta. “Neden daha önce okuma yazma öğrenmedin?” sorusuna “Ne bileyim, davar mavar derken okuyamadık.” cevabını veriyor. Kampanyadan haberi yok, kendi isteğiyle kayıt yaptırdığını söylüyor. 9 torunu var Ercan amcanın. Eve gittiğinde onlarla birlikte ders çalışıyor. Bazen de okuma yazma bilmeyen eşine burada öğrendiklerini anlatıyor. “Onu niye getirmedin?” diye soran sınıfa “Ona ben anlatıyorum; ama hemen unutuyor. Benim gibi kabiliyetli değil!” diyerek övünüyor. Ercan Demir, kurstan çıktıktan sonra bir başka kursun yolunu tutuyor. Okuma yazmanın yanında Kur'an-ı Kerim öğrenmeye çalışıyor. Ders zili çaldığında sırasının üzerine özenle koyduğu eşyalarını poşetine atıyor. Öğrenmenin yaşının olmadığını tüm sınıfa ispat edercesine “Evde bir tekrar ederim, sonra poşeti alır gelirim.” diyor. Gelin-görümce okula En köşedeki 20 kişilik birinci kademe sınıfının tamamını kadınlar oluşturuyor. Kimi maddi imkânsızlıklardan, kimi ise 'kız kısmı okumaz' sözünün kurbanı oldukları için bu sıralarda. Onlardan biri de Gülbiye Hanım (44). 'Ana Kız Okuldayız' kampanyasının reklam filminden etkilenerek gelmiş buraya. Ana-kız olmasa da gelin-görümce geliyorlar kursa. Gülbiye Hanım, reklamları izleyince gelinleri Mücevher Sarı'yı da almış yanına. Önceleri, 'gün'lere birlikte giderken şimdi okul sıralarında okuma yazma öğreniyorlar. Gülbiye Hanım çocukken kaçıp gittiği okulda harfleri öğrenmiş; ama bir türlü kelimeleri bir araya getiremiyor. Okuma yazma bilmediği için yıllarca aşağılandığını anlatıyor: “Bir yere giderken zorluk çekiyorum, birilerini bekliyorum, onlar okusun da öyle dolmuşa bineyim diye.” Gelin, Mücevher Hanım ise telefon açamadığını, hastanelerde zorlandığını, adres bulamadığını söylüyor. Okuma yazmayı öğrenip diploma alacakları günü dört gözle bekliyorlar. Tabii öğrenme sevdası bununla da sınırlı değil. Eğitim hayatlarına devam edip ehliyet alıp araba kullanmak en büyük hayalleri.
Halk eğitim merkezlerinde okuma yazma kursu haftada iki gün. 90-120 saat arasında ders veriliyor. Ancak öğrenciler için bu süre yeterli değil. Emekli öğretmen Kemal Bey, kurs saatinin mutlaka artırılması gerektiğini dile getiriyor: “Yetişkin eğitimi zordur. Yetişkinlerde başarısız olma korkusu, çocuklara göre daha fazladır. Yetişkinlerin, 'Acaba yanlış söylersem arkadaşım bana güler mi, komşularım bir şey der mi? gibi düşünceleri olur. Bir de çocukların hafızası boş olduğu için ne verirsen alır; ancak yetişkinlerde durum farklı. Çoğu, öğrettiklerimizi bir gün sonra unutabiliyor.” Dersleri gönüllü öğretmenler, pedagojik formasyon alan son sınıf öğrencileri, halk eğitim merkezlerinde görev yapanlar ve emekli öğretmenler veriyor. En fazla okuma yazma bilmeyen İstanbul'da Bilinen ya da tahmin edilenin aksine Türkiye'de okuma yazma bilmeyenlerin çoğu kırsalda değil. İstanbul'da 4 bin 668 kişi okuma yazma bilmiyor. Samsun'da ise bu rakam 4 bin 496. Şimdiye kadar 64 bin kişi kayıt yaptırdı. Önceki kampanyalarla mukayese edilemeyecek kadar fark var arada. Ancak bu sayı bizim için yeterli değil. Okuma yazma bilmeyenlerin bir bölümü hâlâ tarlalarda çalışıyor. Bu mevsimin bitmesiyle kayıtların daha da artacağını düşünüyoruz. 120 saat ve 3'er aylık süreler hâlinde bunu devam ettireceğiz. Birinci ve ikinci kademe kurslarını başarı ile bitiren kursiyerler sadece okuma yazma öğrenmekle kalmayacak. 2011'e kadar ehliyet sahibi olabilecekler. Kursları bitirenler açık öğretim programlarına 6. sınıftan itibaren katılıp devam edecek. Öğretici ve yer anlamında sıkıntımız yok. Çünkü bu kişiler için valilik ve kaymakamlıklardan yeni derslikler açmalarını istedik. *MEB Çıraklık ve Yaygın Öğretim Genel Müdürü Okuma yazma bilmeyenlerin en yüksek olduğu iller Diyarbakır: 4 bin 39 Van: 2 bin 825 Şırnak: 2 bin 438 Urfa: 2 bin 134 Mersin: 2 bin 4
Kaynak: Nursel Dilek, Aksiyon Dergisi
|

Bu yazıya 0 Yorum yapıldı.