Sevgi ilişkilerinde kıskançlık: Tehlikeli ve güzel-II |
|
Bir çift göz için düşeriz yollara. 'Mutlak Varlık'ın bize verdiği sonsuz değeri bir de bir çift gözün içinde görmek için. Bu bizim hayattaki büyük arayışımızdır. Aynı zamanda ruhumuz bir başkasının bir çift gözü olmak ister. Özellikle ama özellikle ona şefkatimizi, merhametimizi hasretmeyi talep eder. Diyelim vuku buldu bu. İki taraflı bir sevginin içindeyiz. Başka ne ister insan? Her nimetin zahmeti vardır. Dertler sıraya çoktan dizilmiştir bile. İnsanız ya! Atılmışız ya, bir "dar-ı imtihan"a! Dar kapılar "buyurun buradan geçin" der gibidir. 'Sevdiğimi tek mutlu eden ben olayım' deriz (en azından şimdilik). 'Tüm neşesinin kaynağı ben olayım, hayatının merkezinde ben olayım. Onun tüm sorunlarını ben çözeyim (kahraman olma arzusu). Onun terk dert ortağı ben olayım (evlenene kadar da olsa).' İşte, sevdiğimizi babasından, annesinden kardeşlerinden bile kıskanmamızın nedeni de böyle bir şeydir. Mesele ahlaki bir kaygı değildir aslında. Mesele, onun dünyasında biricik olma arzusudur: 'Onun bakışları tek bana ait olsun, ona bakan tek benim bakışlarım olsun, başka gözlere haram olsun.' Kıskanan, sevdiğini kaybetmekten kaygılandığı (biz değer verdiklerimizi kaybetmekten korkarız), sevdiği ile sonsuza kadar birlikte olmak için kıskandığı halde, bir türlü bu dile gelmez. Laf evirilip çevrilir. Ve çok büyük bir hata yapılır. Son derece insani bir duygu yanlış birkaç cümleyle heba edilir. Sevginin gözleri alan parıltısı ilişkinin zehri olur. Kişi öyle olduğuna inanmadığı halde, kıskançlık duygusunu ahlaki bir suçlamaya döndürüp bir çuval inciri berbat eder. Bir pazar günü tam kapıdan çıkacaklarken, içinde kıpırdanan kıskançlıkla adam karısının giyiminden rahatsız olur. Buraya kadar bir şey yok. Olabilir. "Ne biçim bir giyinme bu böyle, kendini teşhir mi etmek istiyorsun?" Nereden bulup buluşturduysa adam, ağzından çıkan söze kendi bile şaşmıştır. Kadının haklı olarak bu söz çok ağrına gider, üzülür, ağlar. Kapıyı çarpıp içeri geçer. Hırsından odadan çıkıp o da ağzına gelenleri sıralar. Ya da derin bir suskunluğa bürünüp için için ağlar (zor ama asilce). İkisinin kalbi de susuz kalmış bölük pörçük kuru toprağa döner. O pazarı evde hapis (ev hapsi) gibi geçirirler. Özür dilemek adamın aklının ucundan bile geçmez. (Bu sahneye bir de olan bitenleri kaygıyla izleyen bir çocuk yerleştirmeye içim hiç elvermiyor.) Adam aslında karısının teşhir için giyinmediğini bilir. İçindeki hakiki düşünce bu değildir. Karısını seviyor ve onu kıskanıyordur. Bu kadar basittir. Ama mertçe bu söylenmez. Esas hislerin önü kapatılır, başka bir kisveye büründürülür. Kadın hiç hak etmediği bir ithama maruz bırakılır. (Örnekteki kadın erkek rolleri tersine çevrilerek de okunmalıdır.) Senaryo şöyle olsa, adam gerçeği, sadece gerçeği söylese ne güzel olur hâlbuki: "Seni kıskanıyorum, çünkü seni seviyorum. Bu elbise de kıskançlığımı körüklüyor. Bunu giyinmeni istemiyorum." Bu kadar basittir. Bu sevginin oldukça zarif ifade biçimlerinden biridir. Kıskançlık anlamına kavuşur. İki insan arasındaki bağlılığın işareti olur. Karısı bunu duyduğunda dünyalar onun olur. Kocası onu kıskanacak kadar seviyordur (bunu en kısa zamanda annesiyle ve yakın bir arkadaşıyla paylaşmalıdır). Kocasının istemediği elbiseyi hemen gidip çıkarıp (inşallah) istediğini giyer. Kocası ona teşekkür eder. Adam neden böyle söyleyemez? Onlarca açıklaması olabilir. En kötüsü şudur: adamın karısına öfkesi vardır. Eline malzeme arıyordur. O an gözüne karısının elbisesi ilişir. Mesele ettiği kıskançlık olmadığı halde öyleymiş gibi davranıp maksadına ulaşır: Karısını incitmek, kırmak, yaralamak (ne yazık ki). Kanaatimce en yaygın neden kadın ve erkeklerin kıskandığını söylemeyi bir zayıflık işareti saymalarıdır. Başka durumlarda sevdiğini ifade edebildiği halde, kıskandığını söylediğinde eşinin bunu zayıflık olarak algılayacağını sanmak. Bu son derece yersiz bir kabuldür. Hulasa, seven insan kıskanır. Bu zarif biçimde dile gelebilmelidir: "Seni kıskanıyorum, çünkü seni seviyorum." İnanın yüzlerce çiçek kadar etkilidir. Kaynak: Mustafa Ulusoy - Zaman |

Bu yazıya 0 Yorum yapıldı.