Kadındır İstanbul

 e-Posta
1 Değerlendir
Çarşamba, 28 Aralık 2011 14:59

Etiketler: Elif Şafak | İstanbul | kadın | Yenişafak

İstanbul bir değil, birden fazla şehir. Kutu içinde kutu, cevher içre cevher, hikaye altında hikaye, bir saklı nehir. Ne vakit ırak kalsam, uzak düşsem, yana yakıla binbir hasretle koşa koşa döndüğüm sevgili. Sevmekten de kızmaktan da bir türlü vazgeçemediğim...

İstanbul bir muamma. Sürprizlerle dolu bir sandık. Naftalin de kokar, gonca gül de. Eskiyi de bilir tazeliği de. Dün de vardır bağrında, gelecek de. Açtın mı kapağını sandığın, ki açmasan olmaz, madem ki gelmişsin bu şehre, varmışsın bunca yollar kat edip, bilemezsin içinden ne çıkacak. Kimi zaman bir tebessüm konduracak yüzüne, kimi zaman omuzlarından tutup da sarsacak. Hem şenlendirecek seni, aşkların en güzellerini tattıracak; hem dipsiz kuyulara atacak, olmadık tufanlar tattıracak; sırf görmek için yeterince güçlü müsün, yeterince dirayetli misin, bu şehri sevmeye layık mısın diye. İstanbul hiçbir zaman kolay olmadı ki şimdi olsun. Tarihi boyunca o her daim delişmen, her zaman hercai....

Kadındır İstanbul. Kadınlardır yahut. Birden fazla. Birbiriyle çelişen. Siz bakmayın sokaklarında erkek nüfusun daha fazla göründüğüne, siz bakmayın meydanlarında, parklarında, kahvelerinde, deniz kenarlarında, çay bahçelerinde erkeklerin kadınlardan daha rahat yürüdüğüne, siz bakmayın bu şehrin ilk görüntüsüne, ruhunda ve özünde, damarında ve mayasında ve isyanında kadındır İstanbul.

Dişidir. Dişiliktir. Öyle günler olur ki çıkarım bir başıma, yürürüm sokaklarında. Nereye gittiğimi bilmeden, bilmek istemeden. Yolum düşer, gider ziyaret ederim Yahya Efendi Türbesini, Eyüp Sultan'ı, adı sanı pek bilinmeyen, daha ziyade lakaplarıyla var olan evliya türbelerini. Otururum oracıkta. Gelen gideni seyrederim. Başörtülü teyzeler gelir, gelininden komşusundan romatizmasından şikayetçi. Kocası kumar oynayan taze eşler gelir, yarınından endişeli. Kimisi de öylesine gelir. Dua etmeye. Durmaya. Dinlemeye. Severim evliyalara misafir olmayı, onların uyumadan uyudukları merkezlerde soluklanmayı.

Öyle günler olur ki yürürüm uzun uzun deniz kenarında yahut otururum bir lokanta veya sinema ya da bar çıkışında. Onu da yaparım. Orada da bakarım insanlara. Sessizce. Beklentisizce. Kadınlı erkekli, genci yaşlısı, köylüsü şehirlisi. İstanbullulardan ala çerçi mi olur? Çerçiler gibi biz taşırız incik boncuk ve hafızacık ve hikayecik, oradan oraya taşırız. İstanbul'un taşı toprağı altın değil, taşı toprağı hikayedir aslında. Anlatılmayı bekleyen hikayelerle dolu bu şehir. Bakmasını, görmesini, dinlemesini bilene....

Bazen tutar beni İstanbul. Nasıl ki kimini araba tutar, kimini gemi, kimini uçak tutar, kimini tren. Beni de İstanbul tutar. Başımı döndürür, bünyemi zorlar, kan şekerim düşer o zaman. Öyle kalabalıktır ki, öyle üst üste, öyle keşmekeştir ki öyle bir hengame, öyle bir yarıştır ki öyle bir pervane, döne döne.

İstanbul'da zaman hep hızlı akar. Yorar insani, sarsar. Canlandırır bir o kadar. Her dem genç tutar.

Ve hep sosyaldir günler. Sofralarda kelimeler....

Uzaklaşmak isterim bazı bazı ondan. Uzaklaşırım da. Alışmamak için. Kuşatılmamak için. Özgürlüğümü kaybetmemek için. Akıl ve ruh sağlığımı muhafaza edebilmek için. Delirmemek için. Hem sevdiğim hem fazla sevmekten korktuğum İstanbul.....

Kaynak: Elif Şafak - Yenişafak

Powered by Web Agency
 

Bu yazıya 0 Yorum yapıldı.

Yorum yapmak ister misiniz?


    • >:o
    • :-[
    • :'(
    • :-(
    • :-D
    • :-*
    • :-)
    • :P
    • :\
    • 8-)
    • ;-)



    Yeni bir harf grubu için tıklayınız.