İskender Pala'nın kaleminden kadınlar ve ay benzerliği

 e-Posta
0 kişi tarafından değerlendirildi.
Salı, 10 Ocak 2012 11:31

Etiketler: İskender Pala | kadın

İskender Pala'nın "Olur ay ile avrat bir yapıdan" başlıklı yazısı, kadının güzelliğinin niye aya benzetildiğinin hikayesini anlatıyor. İnanışlardan, şiire, topluma yansıyan kadın ve ay ilişkisi ilginizi çekecek.

Bir Kerkük manisi "Ay cemala" der ve devam eder, "Vurulup ay cemala / Bakanın aklın alır / Bakılmaz ay cemala". Tıpkı bunun gibi, sevgilinin cemalini aya benzeterek onun uğruna akıllarını fedaya hazır olduklarını söyleyen âşıklar her çağda var olagelmiştir.

Yani ki pek çok toplumda sevilen kadının yüzü aya benzetilmiş ve kadın ile ay arasında bir bağıntı kurulmuştur. Kanuni çağı şairlerinden Üsküdarlı Aşki'nin "Sun'-ı Hakk'ı görmek istersen dilâ dünyaya bak/Yerde her meh-pareyi gözle felekte aya bak (Ey gönül Allah'ın yaratıştaki kudretini görmek istiyorsan dünyaya bak; yerde her gördüğün ay parçasını izah için gökte aya bak)" dizelerinde bu anlayış zirveye çıkmış ve şair adeta kadın ile ay arasında eşitlik kurup bunlardan biri yerde, diğeri gökte aynı şeydir, ikisi birbirine eşittir, ikisi birbirini aratmaz, demeye getirmiştir. Mehmet Akif merhumun ifadesiyle eskiden bu topraklarda "Ay parçası kızlar ki koşar oynardı/Dağ parçası milyonla bahadır vardı". Bunu ıspatlamak için Türkçemizdeki ay ile yakınlığı olan kadın isimlerine bir bakınız: Ay-bala, ay-ça, ay-bike, ay-fer, ay-nur, ay-tül, ay-banu, ay-begüm, ay-bibi, ay-can, ay-ceren, ay-ten, ay-gül, ay-han (eskiden kadın adı idi) veya mah-ru, meh-pare, meh-veş, meh-likâ... Böyle uzayıp gider. Ay kelimesiyle yapılan erkek isimleri ise geleneğin kopuş zamanlarına rastlar: ay-kut, ay-berk, ay-demir, ay-doğan, ay-doğdu, ay-kan, ay-tuğ, ay-taç vb. Dilbilimin hilafına eskiden beri Ay'ın dişillikten çıkarılıp erkek kabul edildiği tek kelimemiz "aydede"dir. Malum bunu da çocukları avutmak için söyleriz.

Gökyüzünde ayı gören insanoğlu onunla ilgili pek çok fikir, inanış ve efsane üretmiş, bazen ona tanrı diye tapmış, bazen evrelerini inceleyip ilhamlar çıkarmış, tutulunca uğursuzluğa, hilal biçiminde görününce yeni bir başlangıca veya bayrama yormuş, zamanı onunla ölçmüş, takvimleri ona göre düzenlemiş. O tıpkı insan gibi doğan, büyüyen, olgun halini süren, sonra eksilen ve ölüp giden (bu devrelere göre parlayan, parıltısı göz alan, solan, ışığı azalan ve biten) bir hayata örnektir. Ne var ki ay hakkında eskilerden bize kalan pek çok mitolojik unsurda, masal ve efsanelerde onu kadınlarla ilişkilendirilmiş olarak görürüz. Antik Yunan mitolojisinde ayın simgesi Selena, gümüş tekerlekli arabasıyla gökleri dolaşan güzel bir kadın olarak tasvir edilmiştir. Artemis ve Diana ellerinin ve saçlarının arasında hilal ile dolaşan kadınlardır. Leto bir ay tanrıçadır ve kuğu şekline girerek Artemis ile Apollon'u doğurmuştur.

Pagan dönem düşüncesi ayın kadınların hayatını denetlediğine inanır. Öyle ki kadınların doğurma sürecinde ay onları yönetip yönlendirmektedir. Bunun sebebi üretken ve verimli bir kadının 28 (nadiren 29) günde yenilenmesi ile ayın gökyüzünde 28 günde bir devir yapması arasındaki bağlantı olsa gerektir. Nitekim kadının bu hali pek çok dilde "ay-başı" anlamına gelen kelimelerle anlatılır. Kadınlık takvimi ile ayın takvimi birbirine uyunca gitgide aya tapınmaya kadar varacak hurafelerin gerisini yakıştırmak kolaydır: Kadının aya benzediği yahut ayın denetiminde olduğu için aybaşı gördüğü, en azından aybaşı halinde ayın etkili olduğu veya ay tarafından yönetildiği gibi söylentiler bunlardandır. Hatta eski toplumlar aya "kadınların efendisi" demişlerdir. Onlara göre aybaşı halinin olması, erken veya geç olması gibi durumlar ayın güdümünde olmakta, tıpkı dolunayda med ve cezir yaşanır gibi kadın da ayın etkisiyle kadınlık halini tamamlamaktadır. Bugün aynı görüşü savunanlar, ileride doğum kontrol yöntemleri arasına bir de ay perhizi konulabilmesinden söz ediyorlar. Çünkü ay, tabiattaki döllenmeyi etkilediği, her 28 günde bir çiğlenmenin zirveye çıktığı, ay büyürken bitkilerde öz'lenme görüldüğü gibi tabiat olayları bunu gösterirmiş. Pek çok eski medeniyette gökyüzündeki ayın yeryüzünde tohumun taşıyıcısı olarak bilinmesinin de sebebi bu imiş. Çiçero'nun ayın canlıların büyümesini sağlayıp topraktan çıkanları olgunlaştıran bir sıvı salgıladığını söylemesi de cabası. Galiba saçları ay doğarken kestirirsen çabuk uzayacağını ummak yalnızca bize ait bir inanış değil.

Ayın aşk ile olan alakasına, romantizmine veya kadınlarda duyguları harekete geçiren kısmına hiç değinmeyeceğim. Kadın ile ay arasında bunca benzerlikten sonra XV. yüzyılın ünlü şairi, Harname yazarı hekim Şeyhi'nin bir beytini hatırlamadan edemeyeceğim. Çünkü onun bu söylediği, bizimkilerin de aya dair aynı fikirleri taşıdıklarını göstermek bakımından önemli. Üstelik de bunu söyleyen adam bir hekim ise. İşte buyurun: "Olur ay ile avrat bir yapıdan / Ki iner bacadan, kovsan kapıdan."

Kaynak: İskender Pala - Zaman

 

Powered by Web Agency
 

Bu yazıya 0 Yorum yapıldı.

Yorum yapmak ister misiniz?


    • >:o
    • :-[
    • :'(
    • :-(
    • :-D
    • :-*
    • :-)
    • :P
    • :\
    • 8-)
    • ;-)



    Yeni bir harf grubu için tıklayınız.