Aktif Ziyaretçiler

Şu anda 90 konuk çevrimiçi
Banner Campaign

Siteiçi Arama

Kadın Yazarlar Tweetleri

Buket Uzuner: Yazının önüne sadece oğlum geçer

0 kişi tarafından değerlendirildi.
Pazartesi, 25 Nisan 2011 11:43

Etiketler: Annelik | Buket Uzuner | yazar

Biyoloji ve çevre bilim eğitimi almış, ODTÜ'de araştırmacı olarak çalışmış, ders anlatmış. Ama 30 yıldır roman, hikâye ve gezi yazıyor. Son eseri, hep hayalini kurduğu bir çizgi roman. Buket Uzuner sadece yazarak geçinen birkaç edebiyatçıdan biri. "Benim için yazmanın tek önüne geçen şey, oğlum Can. Annelikle yazarlık çok çatışıyor. Dünyada ve özellikle de Türkiye’de şöyle bir düşünce hakim. Bir kadın kendini sadece kocası ve çocuklarına adar. Oysa edebiyat bunu kabul etmez. Nedeni ise basit; sanat da adanma ister ve kadın sanatçıların yaşadıkları sıkıntı bundan kaynaklanır. Roman yazmak da öyle… Yazarken diğer şeyler dışarıda kalıyor, ama hormonel olarak öyle değil. Kadında hormonel olarak anne olunca o kadar değişiyor ki, bizi bir noktada annelik yürütüyor. Egonun, yazmanın önüne geçen tek şey annelik oluyor."

Bu ara raflarda iki kitabınız birden yerini almış durumda. İkisi de İstanbul üzerine. Çizgi roman kimin fikriydi?

Çocukluk hayallerimden biriydi. “Yolda” kitabımın kapağını yapan Ayşenur Ataysoy’un yaptığı kapağı çok beğenmiştim, çizgi romanda da birlikte çalıştık. Ayşenur’un çizgi-roman olarak ilk denemesi. Epey zor bir süreçti. Süre uzadı, bir buçuk senede hazırladık. Çok önem verdiğim bir çalışmaydı. Bu gibi işlerin kalıcı olduğuna inanıyorum. Yaygınlaşırsa başka romanlarım için de düşünüyorum.

Yazarak geçinmek zor

Sadece yazarlıkla geçinen ender yazarlardansınız. Zor olmuyor mu?

Yaklaşık 18 yıldır yazarak geçinmeye çalışıyorum. Yazarak geçinmek, bir gazeteye, kuruma veya üniversiteye bağlı değilseniz dünyanın hiçbir yerinde kolay iş değil. Batıda ancak milyonlarca satan kitapların yazarı olursanız bu ayrıcalığınız olur. Bizim gibi nüfusu hızla artan 73 milyonluk bir ülkede en fazla 500 bin kişinin okuduğu düşünülürse, benim gibi yazarak geçinen 10-15 yazarımızın durumu mucize sayılabilir. Çoğu da 45’inden sonra bunu başarmıştır. Belki Murathan Mungan ve ben 30’lu yaşlarımızda yazarak kazananlar grubuna gireriz.

Oceansbu, bir edebiyat beyin takımı

Bir ekibiniz var, adı Oceansbu. Beni de dahil etme zarafetinde bulundunuz. Nereden çıktı?

Bu ekip farklı mesleklere sahip gençlerden oluşan bir beyin takımı. OCEANS11 filminin esprisiyle bu adı koyduk. Tabii biz banka soymayacağız! Sivri fikirlerimizi sanat-edebiyat alanında farklı işler yapmak için bir araya getirmeyi umuyoruz. Hiçbir şey olmasa, daha önce hiç tanışmamış ama çok ortak özellikleri olan gençler Buket Uzuner kitapları nedeniyle biraya geliyor ve birlikte çok eğleniyoruz. Hatta www.istanbullular.net de ekibin ilk projesi.

Faturaları düşündüğüm oluyor

Tercih ve duruş meselesi sizinki…

Evet, öyle. Çok para kazandıran işler karakterimi bozacak diye istifa ettiğim oldu. Şöyle bir durum da var: İhtiyacınızdan fazla paranız olursa onu kaybetmemek için kendi kişiliğinizden bir şeyler kaybetme riskiniz olur!

Tabii bu da bir tercih meselesidir. Bir ideoloji veya cemaatin destekçisi olduğunuzda, dünya, kitaplarınızın daha çok satacağı bir pazardır. Ancak kendi hayallerinin ve düşüncelerinin peşinden ayrılmayanlar, hem kendi işine saygı duyan, hem de saygı duyulanlar olmuştur.
Zor ve riskli bir yol tercihinden bahsediyorum ve hâlâ o yoldayım. Yani sıkıntı çektiğim, ödenecek faturaları düşünerek huzursuzlandığım çok oluyor. Geçen yaz kredi almak üzere bankaya gittim mesela…

Yurtdışında ‘yazarak geçinen bir Türk kadını’ olarak anılmak nasıl bir lükstür, yaşayan bilir… Ben yapabiliyorsam, edebiyata sahiden gönül koymuş başkaları da yapabilir.

Sosyal medyayı kullanan nadir yazarlardansınız. Nasıl buluyorsunuz?

Kadınların teknolojiyle arası çok iyi değil, dünyanın her yerinde bu durum aynı. Ben oldum olası çok meraklıydım. Sosyal medyayı kullanan çok fazla edebiyatçı yok, aslında olmalı.

Peki nasıl kullanıyorsunuz?

Facebook’ta yalnızca tanıdıklarımla iletişimdeyim, çünkü orası bencil ve alıngan kişilerin naz ve hakaretlerine meydan verecek özellikte. Twitter’da yazdıklarımı seven herkes takipçi olabiliyor. Her ikisinde de samimi ama mesafeli olmayı korumam gerekiyor.

Kimleri takip ediyorsunuz?

Uluslararası ve yerli habercileri, yayıncıları, edebiyat ve sanat dergilerini. Twitter’dan Sanal Alemin Kralı sevgili Serdar Kuzuloğlu, Naomi Klein, TEDtalks, PeraMuzesi, wikileaks, bbcturkce, bbc...

Sevilla kitap fuarı onur konuğu

Son dönemde İspanya’da birçok röportajınız çıktı, kitaplarınız İspanyolca’ya çevrildi. En son da Sevilla Edebiyat Fuarı’na onur konuğu olarak davet edildiniz. Ne hissettiniz?

İspanyolca “Kumral Ada Mavi Tuna” geçen sene çıktı, birkaç ay önce de Barselona’da “İstanbullular” çıktı. Sevilla Kitap Fuarı, çok önemli bir organizasyon. Dünyada Türk yazarları Avrupalı olmayan Akdenizli olarak tanımlıyorlar. Ama elbette çok onur duydum ve Türk edebiyatı için büyük bir olay, davet edilmiş olmam.

Gelibolu romanınızın filme çekileceği uzun zamandır konuşuluyor. Ne aşamada?

“Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu” romanı için bana sık sık film teklifleri gelir, ancak benim her konuda Eğer iyi olmayacaksa hiç olmasın gibi bir ilkem var. Bu yüzden hepsi yarım kaldı. Çanakkale Savaşları’nın yer aldığı bir film epiktir ve ancak Hollywood gibi deneyimli ve büyük bütçeli sinemalarca veya ortak yapımlarla çekilebilir, aksini iddia etmek gerçekçi değildir. Son teklif, şimdiye kadarkiler içinde en gerçekçisi. Amerikalı önemli bir senarist senaryoyu yazıyor. Ciddi, Oscarlı bir yönetmenin de adı konuşuluyor. Henüz bu kadarını söyleyebilirim.

Kitabınızın adıyla web sitesi açtınız. Öncelikleriniz neler olacak?

Evet, www.istanbullular.net yeni tamamlandı. Eserlerimle ilgili animasyon, söyleşi, video gibi sürprizler de yer alıyor. İnteraktif, neşeli ve yaşayan bir site olarak adından söz ettirsin diliyorum. İstanbul severlerin girip gezindikleri bir sanal alem olsun.

Bir gününüz nasıl başlar, nasıl biter? Ritüelleriniz var mı?

Yolda olmadığım zamanlar -ki yılın neredeyse yarısını yolda geçiriyorum- bir net bağımlısı olarak bir elimde mutlaka bir e-cihaz ve e-posta, Twitter ve Facebook ile dünyaya bağlanmış olarak yaşıyorum. Aslında yollarda da öyleyim ya!  Sabahları erken kalkmayı zorunluluk dışında başaramıyorum. Okuma-söyleşi-röportaj yoksa Kadıköy yürüyüşü yapar, çarşı ve sahafları dolaşırım. Hayat sokaktadır! Herkese sokakların en iyi depresyon ilacı olduğunu hatırlatırım. Esnafla, komşularla, taksicilerle konuşmak bazen sinirlendirse de çoğu zaman iyi gelir bana. Haftada bir mutlaka kitapçıları gezerim.

Buket Uzuner ile kısa kısa…

Son gittiğiniz film: “Benim Adım Aşk”
Son okuduğunuz kitap: Kran Desai, Kaybın Türküsü
En sevdiğiniz mizah dergisi: Penguen
En çok gittiğiniz mekanlar: Remzi Kafe, House Café, Oyun Atölyesi-Antre Kafe.
Bu yıl en çok yapmak istediğiniz şey: Latin Amerika’ya gitmek ve romanımın bitmesini istiyorum.

Yeni yazarlardan beğendikleriniz?

Edebiyatın çok yaşaması için genç yazarların çok fazla olması gerekir, ama bizde çok az. Kendi kuşağımda ne kadar çok kişiydik. Bir de insanlar hemen kitapları hakkında yazılar yazılsın, ünlü olsun istiyor. O kadar kolay değil, zamanla. Usta-çırak ilişkisi de çok unutuldu. Aslı Tohumcu, Hatice Meryem, ve Onur Caymaz ise ilk aklıma gelen beğendiklerim.

Powered by Web Agency
 

Bu yazıya 0 Yorum yapıldı.

Yorum yapmak ister misiniz?


    • >:o
    • :-[
    • :'(
    • :-(
    • :-D
    • :-*
    • :-)
    • :P
    • :\
    • 8-)
    • ;-)



    Yeni bir harf grubu için tıklayınız.