Yuvasına ve işine, sevgiyi ve başarıyı getiren kadın! |
| Pazar, 08 Mart 2009 15:07 |
|
Hipofiz ve endoskopik beyin cerrahisi ameliyatlarında parmakla gösterilen Prof. Gazioğlu’nun bu başarısı tesadüf değil. Yıllar yılı bu serüvenli yolculukta hep eşiyle el ele yürümüş. Prof. Dr. Ertuğrul Gazioğlu da Cerrahpaşa’nın özellikle meme cerrahisinde başarılı hocalarından. Ancak o kendi başarısıyla yürümekten ziyade eşini de koluna takıp yürümeyi tercih etmiş. Haziran ayında 20. yıllarını kutlayacaklar evliliklerinin. İkisi de Galatasaray Liseli ancak hayat onları okullar, mecburi hizmetler bitip de asistanlık dönemi başladığında bir araya getirmiş. Yolları, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi koridorlarında kesişmiş. Evlenmeye karar verdiklerinde ’iki cerrah bir evde nasıl olacak’ yorumlarıyla karşılaşmışlar ama duymamışlar bile. Evliliklerinin ikinci yılında dünyaya gelen Salih Can ise mutluluklarını perçinlemiş. Nöbetleri farklı günlere yazdırıp dönüşümlü olarak bebek bakmışlar. Nurperi Hanım’ın eve gelmesi gecikince bebeğinin altını Ertuğrul Bey değiştirmiş, yemek hazırlayıp eşini beklemiş. Üç yıl sonra dünyaya gelen Eren ise mutluluklarını tamamlamış. Prof. Dr. Ertuğrul Gazioğlu bunun hayata nasıl baktığınızla, erkeklerin eşlerine biçtikleri rolle ilgili olduğunu söylüyor. Prof. Dr. Gazioğlu, ’Neler bekliyorsunuz, neleri birlikte yapmak istiyorsunuz? Bazı insan böyle bir ortamı hiç istemeyebilir. Oysa onun başarıları arttıkça benim göğsüm kabarıyor, mutlu oluyorum’ diyor. Beyin cerrahisinde ilk ve tek kadın profesörüsünüz. Zor bir alan mı, neden bugüne kadar hiçbir kadın profesörlüğe yükselmedi? Erkek için de kadın için de zor bir alan. Fiziksel dayanıklılık, bilgi, hızlı karar verip hızlı hareket edebilme gerekiyor. Birkaç santimetrekarelik bir bölgede saatlerce uğraşıyoruz. Şubat 2008’den itibaren profesör unvanı aldım. Doçentlik unvanını da ilk ben almıştım. Ama şimdi arkadan gelen başka kadın meslektaşlarım var. Aslında nöroşirurjide Türk kadınları öncüdür. Türkiye’nin ilk kadın cerrahı ve dünyanın da en önemli beyin cerrahlarından biri Aysima Altınok’tu. Şimdi emekli oldu. Ama Aysima Hanım kendi altındaki uzmanları yetiştirmiş; akademik bir şey düşünmemiş. Cerrahlık denildiğinde bir erkekler kulübü akla geliyor. Meslektaşlarınızla ilişkileriniz nasıl oldu? Zorlandınız mı? Seçtiğim dal çok elit bir daldır. Beyefendi, zarif meslektaşlarımla çalıştım. Kimse kadın olduğum için beni kösteklemedi, aksine destek gördüm. Kadın veya erkek olarak değil, yaptığımız işlerle elde ettiğimiz başarı tartışılmalı bence. Kadınların pes etmesi bekleniyor Cerrahi denildiğinde kadınlara ’dayanamaz’ diye bakmıyorlar mı? Başta kadınlar için ev koşulları nedeniyle pes edebilir diye düşünenler olabilir. İki çocuk doğurdum, hocam Prof. Cengiz Kuday büyük bir anlayışla çocuğumu emzirme hakkımı tanıdı. 6 ay ara verdim. Doçent olmam bu yüzden ertelendi. Ama geç de olsa, yine başvurabildim, yine başardım. Ne kadar istediğinize bağlı. Her meslekte kadının engellendiği bir süreç var. Dağılmamak, gevşememek lazım. Ama siz bunu istemişsiniz, pek tesadüfe de bırakmışsınız gibi gelmiyor... Doğru hiçbir şey tesadüf değil. Çok istedim, hedefledim ve başardım. Arkadaşlarımı doğru dürüst görmüyorum, Galatasaray Lisesi mezunuyum. Çok etkinliklerimiz oluyor, herkes bir araya gelir ben evde dosya okurum. Yurtdışındaki yayınlar, kongrelerdeki sunumlar da önemli. Sürekli çalışıyorum. Evdeki dengenin kurulmasında hep rol kadına düşer. Sizde de böyle miydi? Eşim anlayış gösteriyor tabii. Beni zorlamıyor. Ancak standart bir Türk ailesinde olması gereken şeyler de oluyor. Örneğin her akşam hep birlikte sofraya oturulur, sohbet eder, yaşadıklarımızdan bahsederiz. Çocuklarımla mutlaka ilgilenirim. Veli toplantılarını eşimle de paylaşıyoruz. Yemek de pişiririm. Çok yorgun geldiysem, ameliyatım uzun sürdüyse eşim bu yükümü hemen alır. Evde daima bir yardımcımız var yani arkamda benim de bir kadın desteği oldu. Çocuklarım da çok anlayışlılar artık. Eşinizin size desteği başarınızda etkili mi? Kesinlikle. Aynı işin içindeyiz. Eşim benim sıkıntımı, kaygımı da anlıyor. İsteyerek ve severek, anlaşarak evlendik. Birbirimize tolerans gösteriyoruz. Onun da gece çalışmak zorunda olduğu durumlar oluyor. Onun yerine ben idare ediyorum. Ben çalışıyorsam o beni idare ediyor, anlayış gösteriyor. Başka türlü olamazdı zaten. Hiç kimse ’tek başıma bir yere geldim’ diyemez. Bundan sonraki hedefim ise adımı dünyada duyurabilmek. Nöroşirurji alanında dünya derneklerinde yönetici olmak, kongrelere konuşmacı olarak davet edilmek istiyorum. Evimizin dengesini hep Nurperi korudu Karım olduğu için söylemiyorum, objektif olarak baktığımızda Nurperi işinde çok başarılı bir hekimdir. Çok nadir birkaç istisna dışında hem kadın olup bu mesleği hem de aile yaşantısını yürüteni ben pek görmedim. Tabii var birkaç meslektaşımız ama çok azlar. Müstesna bir başarısı var. Onun başarılarıyla hep gurur duydum. Tabii ki ona destek oldum ancak bu evin dengesini hep o kurmuştur, direği hep o olmuştur. Kaynak : Akşam |

Beyin cerrahisindeki başarılarıyla ilklere imza atan Prof. Nurperi Gazioğlu'nu hastaları güler yüzü ve başarısıyla; meslektaşları ciddiliği, disiplini ve işine olan tutkusuyla; eşi ve çocukları da soğukkanlılığı, pratikliği, dengeleyici ve huzurlu yapısıyla sevdi. Türkiye’de kadın cerrah olmak kolay değil, beyin cerrahisini seçmek de büyük bir idealizm istiyor. Beyin cerrahisi zor bir alan; saatler boyu süren ameliyatlar, nöbetler, akademik unvan için yurtdışına hazırlanan yayınlar, kongre sunumları için yorgunlukla dolu çalışmalar. Ya profesör olabilmek? İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde beyin cerrahisinde birçok başarıya imza atan Prof. Nurperi Gazioğlu, tüm bu zorlukları aşarak Türkiye’nin nöroşirurji dalında ilk kadın profesörü olmayı da başarıyor. 
Bu yazıya 0 Yorum yapıldı.