| Renk renk köpürcük oyuncak sevilmez mi? |
| Pazartesi, 15 Şubat 2010 21:09 |
![]() Rengarenk, cıvıl cıvıl, pofuduk oyuncaklar sarsa her yanınızı.. Buna bir de çocuk gülücükleri ve neşesi eklense.. Ne yaptığınız iş zor gelir, ne de yorgunluklar hatırda kalır. Daha hayatının baharında, annelikte de çiçeği burnunda olan Şeyda Hanım, işte bu tasvir ettiğim ortamda çocukları mutlu edecek köpürcük oyuncakları üretmenin keyfine varıyor. Her geçen gün oyuncaklara bir yenisini ekliyor, sınırlarını zorluyor ve en güzelini yapıyor. Annesinden gizli dikişi öğrenen, merakı sayesinde hayalindeki mesleği "gazetecilik" yapan, evlenip ailesinden uzaklara düşen, oyuncakların öyküsünü, bebeğinin büyümesini, onunla maceralarını tatlı tatlı anlatan, başarılarına rağmen yolun başında olduğunu söyleyen, anneliğin ertelenmeyecek güzelliğini yaşayan Şeyda Hanımefendiyi daha yakından tanımaya ne dersiniz? Şeyda'nın babasıyla annesi, ikisi de terzi olan dedelerinin sayesinde tanışıp evlenmiş. Bu mutlu evliliğin de ilk çocuğu ve ilk torunu da Şeyda imiş. Malatya'da doğan ve burada büyüyen Şeyda, liseyi bitirdikten sonra başörtüsü sorunu nedeniyle çok istediği üniversitenin sınavına bile girmez. Yerel bir gazetede muhabirlik ve yine yerel bir radyoda programcılık yapar. Yerel gazetenin dezavantajları çoktur ve hayalkırıklığı yaşar. En büyük hayali olan gazeteciliği çok kısa bir süre yapabilir. Zor, yıpratıcı ve uzun yıllara denk gelen kısa tecrübelerden sonra çalışmayı düşünmez. Dikiş kursuna gitmek istese de annesi pek sıcak bakmaz. Annesi hatta Şeyda'yı ayarlarını bozar, beceremez diye yıllarca makinasının başına bile oturtmaz. Her yasak meyva gibi tatlı gelmiş olmalı ki annesi olmadığı vakitler gizli gizli dikiş makinasını kullanır Şeyda. 24 yaşında da evlenerek şehr-i İstanbul'a düşer yolu. Ailesini, arkadaşlarını ve yaşadığı şehri bırakıp İstanbul’a gelmek, evlenmek ve anne olmak hayatındaki dönüm noktaları olur. Herşeyi bırakıp geldiği İstanbul'da zaman zaman kendini yalnız hissetse de birkaç arkadaşıyla teselli bulur ve kendisini şanslı hisseder. Zaten küçük şeylerden bile mutlu olan biridir Şeyda. Evlendikten sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları (İSMEK)'na giderek öğrenir dikişi. Ebru kursuna kayıt olmak için gidip, dikiş kursuna yazılması da kaderi ilahi olmalı. İlk zamanlar çok sıkılmış ve kendine kızmış olsa da kıyafet dikmeye başlayınca herşeyin rengi değişir ve dikiş dikmek onun için inanılmaz keyifli bir hale gelir. Şimdi aynı şeyi oyuncak dikerken yaşıyor. Kızının gülücükler dağıtarak etrafında dönmesi, hafta sonunu ailesiyle geçirebilmek, kendisine yeni bir toka almak, Şeyda'yı mutlu etmeye yetebiliyor. ![]() Köpürcük oyuncakları üretmesinin hikâyesi ise anne adayı olduğunu öğrendikten sonra başlamış. Bebeği için hep bir şeyler yapma istediği dönüp durmuş içinde. Bir zaman sonra bu düşünceler onu oyuncak yapmaya itmiş. Hali hazırdaki birçok sebep de etkili olmuş. Oyuncak sektöründe kullanılan plastik, pelüş vs maddelere güvenmemesi, dikkat ederek aldığı kumaşların ve güvenilir maddelerin çok pahalı olması, dikişi bilmesi, bebeği için kendi istediği oyuncağı dikebilecek olması başlangıç noktası olmuş. Ve bir gece bir çok kalıp çıkarıp işe koyulmuş. Her gün yeni bir model çıkarmış ve kısa sürede bir kutu oyuncağı olmuş bebeğinin. Tabi oyuncakları önce çevresindeki bebek ve çocuklara hediye etmiş. Görenlerin “neden bunları satışa sunmuyorsun ki” sözleri üzerine de köpürcük oyuncakları önce pasajda, ardından kendi bloğunda satmaya başlamış. "Ve kendiliğinden benim için bir işe dönüşmüş oldu, severek, keyif alarak ve her defasında eğlenerek diktiğim oyuncaklarım(ız) oldu. Biz bu işte çok yeniyiz ve henüz yolun başındayız, yeni projelerimiz, yapılmayı bekleyen cıvıl cıvıl fikirlerimiz var. Yolumuz uzun olur inşallah.." diyor Şeyda. ![]() Aldığı siparişleri genelde 1 yaşındaki kızı Sevde'yi gece uykusuna yatırdıktan sonra yapıyor. Bu da akşam 7 den sonrası demek. Oyuncak dikmeye 15 ayrı modelle başlamış. Ancak sipariş üzerine hazırladığı için istenilen her modeli ya da bir benzerini yapabiliyor. Dolayısıyla model sayısı değişiyor. Modelleme yapmadan evvel mutlaka araştırıyor. Özellikle yurtdışı kaynaklı sitelerin çizimlerinden esinleniyor, modelinden faydalanıyor. Daha sonra kalıbını çıkarıp dikmeye başlıyor. Sipariş almadığı vakitlerde de kendini geliştirmeye çalışıyor. Pazarlamadan ziyade oyuncaklar, bloğunda, pasajında ve facebook sayfasında görücüye çıkıyor. Facebook'ta Köpürcük Oyuncak'ın iki bin'e yakın arkadaşı olmuş. Köpürcük isimli bloğunda bebeğiyle ilgili maceralara yer veriyor. Hem de kızına okuduğu kitaplar, onun için hissettikleri, onda gördüğü güzellikler, onun için hazırladığı doğum günü pastası.. herşeyi not ediyor ve fotoğraflarıyla birlikte anlatıyor. Pasajda oyuncaklarının satışını yapıyor. Mümkün olduğunca hazır fotoğraf kullanmamaya da gayret ediyor. "Zaten fotoğraf çekmeyi de çok seviyorum." diyor. Bloğun ismine gelince, benim ve sizin sandığınız gibi yumuşaklıkla, pofuduk olmakla ilgili değilmiş. Şeyda anlatsın, biz dinleyelim: "Oyuncaklar için uzun süre bir marka ismi düşündüm ama çıkmadı, siteyi açmaya karar verdiğimde yine aynı şeyle karşılaştım, bir isim. Tam bu evrede kızım her şeye ağzından köpükler çıkararak tepki vermeye başlamıştı. İsmimizi böylece koymuş olduk. Köpürcük : )" ![]() "Şimdiye kadar hiç olumsuz bir eleştiri almadım." diyor gülümseyerek ve ekliyor: "Mevzu oyuncak olunca tepkilerde bir o kadar sevimli ve şeker oluyor. Zaten bu işin en güzel tarafı karşıdakinin hayal ettiği, istediği şekilde o şeyi ortaya çıkarabilmek. “Aaa, evet, tam böyle bir şey istiyordum” bu işin en güzel cümlesi. Ve sadece benim değil, onlarında hayal ettiği şeylerin yapılabilir olması. Beğeniler beni de oldukça mutlu ediyor." diyor. İnsanların sevdiği işle yoğrulmasıyla da hem işin kişiyi, hem de kişinin işi güzel şekillendireceğini düşünüyor. "Ve üretim orda kaliteli olmaya başlar. Ancak hayat her zaman insana sevdiği işle uğraşma şansı vermiyor tabi." diyor. Çalışmaların zaman zaman ev işlerini aksattığını da dile getiren Şeyda, "Ama buna sebep daha ziyade kızım, işim değil. Çünkü mümkün olduğunca günümü kızıma ve ev düzenlemesine ayırıp akşamları işimle ilgileniyorum. Dolayısıyla aksama varsa bu işimden değil : )" diyor ve anne olmanın planlı yaşamayı mecbur kıldığına şöyle dikkat çekiyor: "Her ne kadar çocuk bütün planları altüst edebilse de, mutlaka gün içerisinde ne yapmanız gerektiğini, akşama pişecek yemeğinizi, hangi saatte yemek yiyeceğinizi, hangi saatte uyuyacağınızı planlamak zorundasınız. Yoksa ipin ucu çok kolay kaçıyor." Yurtiçinden köpürcük oyuncakları almak isteyen çokmuş, adres sıkça değişiyormuş. Yurtdışından ulaşanlar ise şimdilik beğenilerini sunuyormuş. Şeyda Hanım'a köpürcük oyuncakları dikerken sabrını ve yorulup yorulmadığını soruyoruz. "Belki oyuncak yerine elbise kesip biçseydim, evet yorulurdum ve sabredemezdim. Ama oyuncakla uğraşmak kalıbı çıkarırken de kumaşı keserken de, dikip nakışını işlerken de çok zevk veriyor bana. Hal böyle olunca yorgunluk olsa bile hissetmiyorsunuz. Bir bebeğin kollarının arasına alıp hazırladığım oyuncağa sarılması beni inanılmaz mutlu ediyor ve manevi anlamda kesinlikle karşılığını alıyorum, ee tabii maddi manada da : )" diyor. Çalışmalarını tescillemek, onların patentini almak ve markalaşmak niyetinde. Ancak çalışmaların çok hızlı bir şekilde büyüdüğünü de itiraf ediyor, planlardan uzak yaşamayı ve şaşırmayı sevdiğini söylüyor. "Her adım attığımda zihnimde yeni projeler oluşuyor, şekillenmesi zamana, gayretime ve açılacak güzel kapılara bağlı." diyor. ![]() Anne olmak içinizi keşfetmeninizi sağlıyor Çocuğu olduktan sonra hayatının değişip değişmediğini soruyorum. Karşımda feleğin çemberinden güçlenerek, filozoflaşarak çıkmış bir kadın buluyorum: "Anne olduktan sonra ilk yüzleştiğim gerçek kendimi hiç tanımıyor oluşumdur. Anne olmak kendi içinizi keşfetmenizi sağlıyor. Becerilerinizin sınırının ne kadar geniş olduğunu, gayret sarf ederseniz neler neler yapabilecek oluşunuzu, kapasitenizi zaman içerisinde ne kadar çok sınırlamış olduğunuzu fark ediyorsunuz. “Benim için en tatlı şey deliksiz uyku” dediğiniz zamanlardan üç beş kez bölünerek sabahlanan bir uykunun bağrında buluyorsunuz kendinizi, üstelik sabahında her zamankinden daha hızlı, pratik ve planlı olduğunuzu fark ediyorsunuz. Sadece anne değil, öğretmen bazen öğrenci, doktor, aşçı, oyun arkadaşı, birden her bir şey oluveriyorsunuz. Kimi zaman isteyerek kimi zaman zorunlu olarak. Ve ne çok değiştiğini anlıyorsunuz hayatınızın, ne çok güzelleştiğini." Havaların soğuk olması sebebiyle daha ziyade evde kaldıklarını ifade eden Şeyda, kızıyla vakit geçirmekten zevk aldığını, onunla oyun oynadıklarını ve gün içerisinde mutlaka kitap okuduklarını anlatıyor. Çocuğunu nasıl yetiştirmek istediğini, onunla ilgili hayalleri merak ediyorum. "Etrafının ve kendinin farkında olabilen, durmadan sınırlar çizerek kendini bir yerlerde sıkıştırmak yerine, kendini zenginleştirerek, çevresini güzelleştirerek yol almasını bilen. Adımlarını sağlam, bilinçli, kendinden emin atabilen, zaman zaman düşebileceğini ama ancak böyle kalkmayı öğrenebileceğinin farkında olabilen bir evlat yetiştirmek istiyorum. 1 yaşına girdik hala onu keşfetmeye çalışıyorum.. Yolumuz uzun.." diyor. "Bir kadın hem kariyer hem de annelik yapabilir." diyen Şeyda, burada önemli bir noktayı da vurguluyor: "Ancak bebeğinin ihtiyaçlarının da farkında olarak olmalı. Zaman çok çabuk geçiyor hele bebeklik evresi, su gibi.. Benden bir tercih yapmam istense tabiî ki annelik derim. Her şeyimi anne olmaya borçluyum." ![]() Anne olmayı ertelemeyin Annelere iletmek istediği mesajı soruyoruz, "Ben daha çok yeni bir anneyim ve tecrübesiz ama önce bunun asla ertelenmemesi gerektiğini söyleyebilirim." diyor. 'Anne olmayı ertelemeyin' sözünü ise şöyle tarif ediyor: "inanın dünyanın en güzel duygusu anne olmak, o mis kokuyu içinize çekmek, sıcacık bir tebessümle her an yüz yüze olmak.. Sonra bebeğinizle yapabileceklerinizi ertelemeyin, çünkü çok çabuk geçiyor vakit, çok çabuk büyüyorlar, kucağınıza yumulup uyudukları vakitten, oyunu kucağınıza tercih ettikleri vakte çok çabuk geçiyorlar : ) Ve son olarak kendinizin ve çocuğunuzun farkında olun.. Bilin ki bebeğiniz içinizin keyfi.." Şeyda'nın Köpürcük oyuncaklarından bazıları: ![]() ![]() ![]() www.cocukdayaparimkariyerde.com, 17 Şubat 2010 |









leyya-craftmania bu yorumu yaptı
Cuma, 19 Şubat 2010
Rukiye K. bu yorumu yaptı
Perşembe, 18 Şubat 2010
sirâr bu yorumu yaptı
Perşembe, 18 Şubat 2010