İki çocuklu ve tatlı hayat |
| Pazartesi, 07 Mart 2011 02:54 |
|
Hayatı, insanları en çok da ailesini seven bir Rumeli kızı Ferah Hanım. Yenilikleri kovalayan, hassas, biraz evhamlı, detaycı ve iki çocuk annesi aynı zamanda. Anne olunca kendini "yeniden doğmuş" hisseden, bakıcı deneyimlerinden sonra iş hayatına veda eden, çocuklarını kendisi yetiştirmek isteyen, çocukların seveceği yiyecekler ve onların tasarımları üzerine kafa yoran, evde bocaladığı süre içinde bloglarıyla, pasta ve kurabiyelerle hayatını renklendiren bir kadın. Ferah Gülşen, 1971 yılında 6 çocuklu Yugoslav kökenli bir ailenin beşinci çocuğu olarak İstanbul'da dünyaya gelir. Babasının işlerinden dolayı babaannesinin yanında büyür. Çocukluğu Fatih'te geçer. Fatih Kız Lisesi’nden sonra AÖF Ekonomi okurken hayallerinin peşinden İngiltere’ye gider. Döndüğünde ise özel bir şirkette Yurt Dışı Eğitim Danışmanı olarak çalışır ve birkaç yıl sonra beyaz atlı prensini bulur ve dünya evine girer. Yoğun iş hayatı farklı pozisyonlarda 8 yıl daha devam eder. Doğuma 3 hafta kalana kadar çalışan ve işine geri dönmeyi düşünen Ferah, kızı Damla'yı kucağına aldıktan 5 ay sonra kendisini işyerine istifasını vermiş olarak bulur. 2008 yılında ise ikinci çocuğu Demir, aileye katılır. Okumuş, çalışmış ve anne olduktan sonra iş hayatına veda etmiş Ferah Hanım, birçok kadın gibi. Peki yaşadıkları, hissettikleri, geriye bakıp düşündükleri? Ev hanımlığından ziyade anneliğe gönül veren Ferah Hanım, o süreci şöyle anlatıyor: "Damla doğduktan sonra bir sene ücretsiz izin aldım. Her ne olursa olsun iş hayatına dönmek istiyordum. Çalışmamak hayattan kopmak gibi gelmişti bana. İşe başlama tarihine yakın bakıcı arayışına girdik. Zor bir süreçti bizim için. Çok kontrolcü bir insanım ve evhamlarım da diz boyu olunca kime nasıl bırakacaktım bebeğimi? Çok stres yapmıştım o dönem. Bir yandan çalışmak istiyorum bir yandan kızımı bırakamıyorum."
Birçok anne gibi gel-gitler yaşayan Ferah Hanım, bir ajans aracılığı ile yabancı bir bakıcı ile anlaşır. Damla bakıcısını sever. Ancak bakıcının yabancı olmasından ve yatılı kalmasından kaynaklanan başka sorunlar ortaya çıkar. Bu duruma 4 ay dayanabilir Ferah Hanım. Başka bakıcılar da dener ancak içine sinmeyince işinden istifa eder. Kendisini “En geç 3 sene sonra iş hayatına döneceğim, bu geçici bir süreç” diyerek avutan ve çocuğuna kendisinin bakacak olmasının verdiği huzurla ev yaşantısına başlar. Anneliğin kutsal bir görev olduğuna inanan Ferah Hanım, anne olduktan sonra karşılıksız sevginin ne demek olduğunu anladığını söylüyor. Ayrıca şefkat, şükür ve inancının arttığı düşüncesinde. Tabi anneliğin hayattaki en zor rol olduğunun da farkında. Anneliği "İğne ile kuyu kazmak" olarak gören Ferah Hanım, "Dünyaya yeni bir birey katıyoruz ve bu insanı eğrimizle doğrumuzla yetiştirmeye çalışıyoruz. "Ne verirsek onu alırız" baskısıyla hata yapmamaya özen gösteriyoruz" diyor. Anne olduktan sonra hayat eski ahenginde devam eder mi? Uykuya hasret kalmaz mı gözler? Ferah Hanım için bu süreç biraz zor olmuş galiba. Kendisinden dinleyelim mi? Ev hayatına adapte olmakta zorlandım. Kendimi bildim bileli çalıştığım için ev hanımlığına ilk kez çocuklarla birlikte adım attım. İlk önceleri çok bocaladım tabii. Zaman kavramını yitirdim. Ne zaman gündüz oluyor, ne zaman gece, saat kaç, hangi aydayız takip edemez olmuştum. Kızım olduğunda ilk çocuk olmasından dolayı evhamlık, titizlik, herşeyi ben bilirim durumları baş gösterdi. İkinci bebekten sonra bu hallerin çoğu kalmadı. En azından daha soğukkanlıyım artık. Pratiklik kazanıyorsunuz, daha hızlı düşünüp daha hızlı hareket ediyorsunuz. Aynı anda her şeye, herkese yetişmeye çalışıyorsunuz."
Çocukların pasta ve kurabiye yaparken kendisine yardım ettiğini anlatan Ferah Hanım, diğer zamanlarda resim yapmaktan, kesip biçmekten ve hamurla oynamaktan hoşlandıklarını belirtiyor. Çocukları ile ilgili büyük hayaller kurmamaya çalıştığını söylüyor. Sebebine gelince çok hırslı annelerden olmak istemeyişi: "Hafta arası kurslar, hafta sonları kurslar, aman her şeyi yapsınlar şeklinde koşturmak istemiyorum onları. Kendi isteklerimden çok, onların arzuları ve yetenekleri doğrultusunda yetiştirmeyi hedefliyorum" diyor ve ekliyor: "Hayatta başarıların, kazanmaların olduğu kadar kaybetmenin ve başarısızlıkların da olduğu bilincinde büyüsünler. Bizim onlarla gurur duymak istedigimiz kadar onların da bizimle gurur duymalarını istiyorum. Hayattaki en büyük zenginliğim sağlıktan sonra ailemdir. Çocuklarımın da ailelerine ve değer yargılarımıza bağlı olarak yetişmelerini istiyorum. Onlari saygılı, vicdanlı, inançlı ve de azimli bireyler olarak görmek istiyorum. Başarı bunların arkasından zaten gelecektir…" Ferah Hanım'ın tatlı sever bir kişi olması ise çocukluğuna dayanıyor. Daha 8-9 yaşlarında iken krema sıkma aparatı alarak portakallı pasta yapmış. Ortaokulda iken de (nur içinde yatsın) babaannesinden açma, börek yapmayı öğrenmiş. "Ev hanımı olunca bu tür şeyleri yapmak için daha fazla zamanım oldu" diyor Ferah Hanım. Sadece pasta ve tatlılar değil, dünya mutfaklarına ait yemekler, değişik soslar da ilgi alanına giriyor."Evde oturmak, sadece çocuk bakımı ve ev işleri yapmak bana göre değil. Bir şeyler yapmam, üretmem lazım diyordum ve blog yazmaya da bu amaçla başladım. Sonrasında hobi olarak basladığım pasta ve kurabiye çalışmalarım, çevreden gelen siparişlerle hızlandı. Kendime bir meşgale çıkmış oldu" diyor.
Bir arkadaşının kızı için yaptığı blogu çok beğenen Ferah Hanım, hem kafasını dağıtmak hem de sosyalleşmek adına "yazıldıkça ölümsüzleşir, paylaştıkça değerlenir" diyerek kızı için bir blog hazırlar. Aileye oğlunun da katılması ile blog isim değiştirir ve İki Çocuklu Hayat olur. İnternette pasta ve kurabiye tariflerinden boğulunca deneyip beğendiklerini pasta lila da paylaşır. Çocuklara ve bebeklere yönelik yemek tarifler, anneler için pratik bilgiler için ise Çocuklu Hayata Tarifler blogunu hazırlar. Bloglar sayesinde arkadaş edinen, tecrübe kazanan Ferah Hanım, yazdıkları okundukça, beğenildikçe, geri dönüşümler aldıkça yaşam sevinci daha da artmış ve kendine güvenerek "Evdeyim ama ben de varım bu hayatta" diyor.
Bir kadının çalışması, üretici olması gerektiğini düşünen Ferah Hanım, "annelik" ve "kariyer" hakkında "Bu durumu kısa süre yaşamış olsam da söyleyebilirim ki, çalısan anne olmak çok zor. Çalışan şartlarda ne özveri ve fedakârlıklarla çalıştıklarını biliyoruz.Öyle güle oynaya şarkı söyleyerek ‘çocuk da yaparim kariyer de’ diyerek dans ettiklerini sanmıyorum. Eşlerin de desteği ile bazı sorumluluklar paylaşılsa da yine de çocuk bakımının asıl yükü annededir. Çocuğun babadan çok anneye ihtiyacı var. Özellikle de ilk yaşlarda. Çalışan anne demek, bebeğinin gelişiminin önemli evrelerini kaçırmak demek, en tatlı hallerinin çoğuna şahit olamamak demek, isvereninden izin alamadığı için çocuğunun okulda ilk şiirini okumasını görememek demek, çocuğu evde hasta yatarken iş yerinde tırnaklarını yemek demek, çok yoğun çalışan annelerin eve geç gelip çocuğuna iyi geceler öpücüğü verememesi demek. Bu örneklere daha niceleri eklenebilir. Kadınlar yaptıkları işten maddi zorluklardan dolayı veya mevkisini kaybetmemek adına işinden kariyerinden haklı olarak vazgeçemeyebilirler. Yıllarca eğitimini aldıkları, emek verdikleri mesleklerini bırakamayabilirler" diyor ve can alıcı soruyu soruyor: "Evet, hem kariyer hem annelik yürür elbet, hem kariyer hem çocuk yapılır, ama nasıl?" Bir iş kurmak hayalinin içinde hep var olduğunu anlatan Ferah Hanım, zaman içerisinde aklındaki işin çocuklar olunca şekil değiştiğini söylüyor. "İçinde hem pastalarım tatlılarım olsun hem çocuklar anneler olsun istiyorum. Umarım hayalim gerçek olur" diyor. www.cocukdayaparimkariyerde.com, 7 Mart 2011
Not: Blogspot.com uzantılı adresler şu an engelli. Ancak ktunnel adresinden linki yazarak blog sayfalarına ulaşabiliyorsunuz.
|

Çocuklara yemek yedirmek, yemek beğendirmek zor zanaat. Ancak anne becerikli olunca, işin içine biraz da incelik ve yenilik meraklısı bir ruh hali karışınca bu durum biraz değişiyor sanırım. İş hayatının zorlu yollarında yıllarca çalıştıktan sonra çocuğunu kendi büyütmek için önce işine ara veren, bakıcı deneyiminden sonra işini tamamen bırakan bir annenin çocuklarının ihtiyaçlarına göre kendinde yeni bir cevher bulmasını ve tatlı macerasını anlatıyor bu yazı. Çocuklar için hazırladığı özel tarifleri
7 yaşında Damla ve 2 yaşında Demir isimli iki çocuğu olan Ferah Hanım, "Anneliğin en güzel dönemlerini şimdi yaşıyorum. İki çocuk bakımı gerçekten çok zor ama bir o kadar da zevkli" diyor ve yaşadığı güzellikleri şöyle sıralıyor: "Kardeşlerin birbirini kollamasını görmek, birbirlerine olan sevgiye şahit olmak, oynamalarını, kavgalarını, mücadelelerini görmek dünyalara bedel ve çok keyifli…"
hayat ortagin bu yorumu yaptı
Pazartesi, 07 Mart 2011
SS
Murti
semra bu yorumu yaptı
Pazartesi, 07 Mart 2011
ebru iştay bu yorumu yaptı
Pazartesi, 07 Mart 2011
Emel bu yorumu yaptı
Pazartesi, 07 Mart 2011