İkizlerin, ikiz annesinin ve Yeşil Dinozor’un hikayesi |
| Cuma, 13 Ocak 2012 10:38 |
|
Hem okuyup hem çalışanlar vardır. Hayata daha erken başlarlar, zorluklarla yüzleşirler. Maddi açıdan sıkıntı hayamadığı halde iş hayatına erken atılanlardan Gönül Hanım da.Öğrenciliğinde aynı evi ve üniversiteyi paylaştığı ablası ile çok farklı işlerde çalışmış. Hafta sonları yaptıkları bu işler arasında; domates püresi tanıtmak, anket yapmak, ithal bir ürünün tanıtımını yapmak da var. “Bu işler hiçbir zaman bizi paraya boğmadı ama mesleki kariyerimin ilk basamaklarını inşa etti. O yüzden iş tecrübelerim konuşulduğunda direk buradan başlarım.” diyor Gönül Hanım. Sonrasında kısa süreli öğretmenlik, ilaç firmasında tanıtım, tıbbi tahlil laboratuarı ve medikal yayıncılık tecrübeleri olmuş. 2004 yılında da medikal yayıncılık ve danışmanlık yapan şirketleri Sigma Publishing’i eşi ve ablası ile birlikte kurmuşlar. Annelik büyüsünü yaşayamadım Hamilelik dönemi zordur, hele bir de ikiz bebek hamileliği. Peki ya doğumdan sonraki ilk günler. “Annelik büyüsünü yaşayamadım maalesef. ‘Acaba bende bir sorun mu var? Hep çocuk isteyen, hem de ikiz isteyen ben değil miydim?’ diye düşündüğüm çok oldu. Sanırım, çok yoğun hayatına aynı anda girmiş iki bebeğin yarattığı yorgunluk ve şaşkınlıktı bu. Ama sonraları gerçekten tarifsiz bir aşk.” diyerek anlatıyor annelik hikayesini. Evde bebek kokusu
İşyerinde bebek odası Daniel Çınar ve Jack Poyraz, daha dünyaya gelmeden, aile fertlerinden bir süre destek alarak sonrasında en az 6 ay kendileri büyütmek için karar almışlar. “Her ikimizde bu tecrübeyi yaşamak istedik. Zorluklarını tahmin ediyorduk ama çok geçici bir süre olacağını da biliyorduk, üstelik bir daha yaşama şansımız olmayacak bu günleri doya doya yaşamak istiyorduk.” diyor Gönül Hanım. Ama bu süreçte işlerini de ihmal etmemeleri gerekiyormuş. Çözüm bulmakta gecikmemişler. Ofislerinde aynı evlerindeki gibi bir oda yapmışlar çocuklar için. Ana kucakları, oyuncakları, tüm mama gereçleri, hepsinden bir tane de ofise almışlar. Bebekler 2. aylarından itibaren her gün anne ve babasıyla ofise gelmiş. “Bu süreçte çok mutlu olduklarını görebiliyorduk, farklı insanlarla iletişim, kucaktan kucağa gitmek. Henüz 22 aylık olmalarına rağmen şimdi bile birer birey gibi sosyal olmalarında etkili oldu. 7. ve 18. aylar arası, gündüzleri onlarla ilgilenen bakıcı ablamız oldu, son 4 aydır ise baba ve ben dönüşümlü olarak onlarla zaman geçiriyoruz.” diyor Gönül Hanım. Şimdi ise bakıcıları yok. Bir günün 60 saat olmasını isterdim
İkiz çocukla nasıl zaman geçiriyorlar, hangi etkinlikleri yapıyorlar. Bilelim, öğrenelim istedik. “Hayvanları çok seviyorlar. Evimizin yakınında bir çiftlik var, orada bol bol zaman geçiriyoruz. Onun dışında güzel havalarda parktayız. Çocuklar için çok uygun bir sitede oturuyoruz. Evdeysek, günün çoğu kitaplarla, ahşap ve plastik yapbozlarla geciyor. Resim ve boyama gibi aktivitelere sabrımız yok henüz. Her renk kalemimiz duvarlarımızda denendi.” diyor Gönül Hanım. “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır” atasözünden hareketle her ailenin de çocuk yetiştirmesi farklıdır. Gönül Hanım çocuklarınızı yetiştirirken nelere dikkat ediyor acaba? “Özgüven benim için çok önemli. Kendilerini hep önemsemelerini hayata asla çekingen bakmamalarını istiyorum. Eğer dimdik durularsa yapamayacakları şey olmayacaktır. Sıcakkanlı, mevkii gözetmeden seven, dürüst insanlar olmalarını istiyorum. Haksızlıklara hem sebep olmasınlar hem de haksızlığa maruz kalmasınlar istiyorum. Okuyan, yorumlayan, değerlendiren bireyler olsunlar istiyorum. O yüzden şimdiki okuma tutkuları çok hoşuma gidiyor, geleceklerinden umutluyum.” diyor. Gök gürültüsünden korkan bir anne
Çocukların gelişiyle “Eyvah n’olcak şimdi benim hayatım?” evhamlarına kapılmamış Gönül Hanım. Çok esirgeyen, “iki gün ayrı kalsam biterim” diyen annelerden olmamış. “Daha 4 aylıkken anneanne dede ile bırakıp kısa bir tatile çıktık, dinlenirsek onlara daha faydalı olacağımıza inandık. Sonrasında da iş ya da keyfi seyahatlerimiz çok oldu. Ayrı kaldığımız sürece sürekli onlardan bahsediyor olmak etrafımızı fena halde sıkıyordur ama biz seyahatlerden de dönüşten de keyif aldık.” diyerek kısa süreli ayrılıkların bile güzel olabileceğini ifade ediyor. “Annenin duası tutar” derler ya Gönül Hanım da çocuklarının mutluluğunu diliyor her anne gibi ve ekliyor: “Doğdular doğalı dileğim, duam değişmiyor. Sağlıklı, çok şanslı, başarılı, onurlu, vicdanlı ve her konuda çok güçlü insanlar olsunlar. Birbirlerinin her zaman yanında olsunlar tabi benim de.” Yeşil Dinozor, ikizlerin bayıldığı bir karakterdi Yeşil Dinozor nasıl ortaya çıkmış merak ediyoruz. Gönül Hanım, o günleri tekrar yaşayarak anlatıyor sanki: “Ablamın ve benim çocukluğumuzdan beri çocuk kitapları hep hayalimiz olmuştur. Her ikimizde elimize gecen herseyi okuyarak büyüdük. Daha ilkokuldayken annemin klasik romanlarını okurduk. Bizim çocukluğumuzda kitap o kadar azdı ki. Oğullarımız her yanı kitap dolu ofiste büyüdüğü için mi yoksa genetik midir bilinmez daha çok küçükken kitap sevgilerini belli ettiler. Daha 5 aylıkken sayfa çevirebiliyorlardı. Tabi bu kadar kitap sever bir ailenin onlara aldığı bebek kitapları miktarını tahmin edersiniz. Onların bu hayranlığını da görünce zaten içimizde inzivada bekleyen bebek kitapları hayalimizi su yüzüne çıkarıp “Yeşil Dinozor” u kurduk. Zaten 8 yıldır yayıncıydık. Yeşil Dinozor, Çınar ve Poyrazın oyun odalarının duvarında yer alan ve onların ilk günden itibaren bayıldığı karakter. O yüzden bu ismi seçtik.” “Yeşil Dinozor hangi yaş grubundaki çocuklara hitap ediyor?” diye soracak olursanız hemen söyleyelim. Tek kelimelik bol resimli 0-3 yaş kitapları. (Hayvan Dostlarım ve Mutlu Bebek kitaplığı), Leo serisi, 6 kitaptan oluşacakmış, şimdilik 2 kitabı çıktı. Minik bir aslan yavrusunun hayatınresimlerle ve kısa cümlelerle anlatılıyor. 0-5 yaş için keyifli olabilir. İngilizce kitaplar ise tüm okul öncesi çocuklar için eğlenceli ve eğitici düzeyde. Bir de kreşe başlama zorluğu yaşayan minikler için “Kreşe Gidecek Kadar Büyüdüm” isimli kitapları var.
“Hayallerimizden birini Tüyap kitap fuarına katılarak gercekleştirdik. Kitaplarımıza kanatlanarak ulaşmaya çalışan miniklere tanık olduk. Çok sayıda miniğin kitaplıklarının ilk kitapları bizden. Daha da çok eve girmek, yıllarca o raflarda kalmak, bugünün bebeklerinin, kendi bebeklerine gösterecekleri daha çok sayıda kitap yapmak istiyoruz.” diyor Gönül Hanım. Okuma alışkanlığı kazandırmaya aracı olmak istediklerini ve bu sebeple kitapların her birini özenle hazırladıklarını anlatıyor. “Özellikle bebek kitaplarındaki her renk her obje üzerinde düşündük. Gördüklerinde minik gözlerini kitaplarımızdan ayıramasınlar istedik. Gerçekten de öyle oldu.” İnsanın eşiyle çalışması zor gelir bana. Ev ve iş dengesi nasıl kurulur acaba? Gönül Hanım, eşle çalışmanın zor yanları olduğunu söylüyor ve bir örnek veriyor. “İşteki tartışmamızı -özellikle de benim- eve taşıdığım çok olmuştur. Ama yine de korkulacak düzeyde değil. İşteki görev tanımımız tamamen ayrı, belki de o yüzden 8 yılı aşkın bir zamandır birlikte çok başarılı çalışıyoruz. Evdeki iş sorumluluğumuz ise tamamen ortak. Hem evin genel işleri, hem de çocuklarla ilgili işler her ikimiz tarafından eşit yapılıyor.” “Her başarılı kadının arkasında bir erkek mi vardır?” sorumuza eşlerin ne önde, ne arkada yürümesi gerektiğini ifade eden bir cevap veriyor: “Başarımızın kökeninde birimizin diğerinin arkasındalığı değil, eşit adımları var bence.” Kitaplar ve çocuk kitapları konusunda duayen Gönül Hanım’ı bulmuşken sormadan edemiyoruz. Çocuk kitaplarında neye dikkat etmek gerekir, siz neye dikkat ediyorsunuz? Sağolsun içtelikle cevaplıyor ve çok önemli bir olaya, kitapların boyutlarına ve sağlamlığına dikkat çekiyor. “Kitabın boyutunun uygunluğu kıstaslarımızdan birisiydi. Özellikle bebek kitaplarında onların da ellerinde kolayca tutabileceği, sayfaları çevirebileceği boyutlar seçtik. Sayfaları kolay yırtılmayacak, yıpranmayacak şekilde ürettik. Renkler çok önemli, çocuklar canlı renklere bayılır, bizim kitaplarımızın çekiciliği öyle çok minik üzerinde denendi ki, sonuç çok sevindirici. Özellikle 0-3 yaş grubu çocuklar uzun metinlerden çok hoşlanmazlar, renklere ve şekillere bakarlar sadece. Tek kelimelik kitaplarımızda bile kompozisyonlu resimler kullandık ki, anne ve baba her sayfada kendi hikayesini anlatsın.”
Çocuklara kitapları sevdirmek için ne yapmalı? Çocuklara kitapları ödül gibi sunmak gerekiyormuş. “Zorlandığımız yemeklerin bile vaadi, arkasından kitap okumak. Annemin takdiği de buydu. Bizim her önemli günümüzün ve başarımızın hediyesi hep kitaplardı.” “Anne, güç demek, kanat demek, sırtının dayanağı demek, hayatta senin için herşeyi yapmış, hep de yapacak destek demek” Gönül Hanım için. “Tüm bu tanımları şu anda benim annem karşıladığı için ‘kendi annem’ demek benim için. Dilerim benim oğullarım da beni aynen öyle görsünler.”diyor. "Annelik" ve "kariyer" in birlikte hem de çok güzel yürüyeceğine inanıyor Gönül Hanım ve ekliyor: “Hatta kariyer daha da büyür. Yeter ki kendinize şans verin. Annelerin fedakarlıkları zaten paha biçilemez ama bir de bu annelerin takdir gören başarıları olursa çocuklar çok daha fazla gururla büyüyecek ve onlar da başarılı bireyler olacaklardır.” www.cocukdayaparimkariyerde.com, 13 Ocak 2012
|

Bu hikaye bilinenin aksine, “bir yokmuş, bir varmış..” diye başlıyor. Çocuk kitaplarının ‘yok’ denecek kadar az ve resimsiz olduğu bir dönemde, gazete ve dergilerden, kartpostallardan kestikleri resimleri eski bir ajandaya yapıştırarak resimli kitap yapan iki kız kardeşin, yıllar sonra hayallerine ulaşmasını, aileye iki sevimli çocuğun da katılmasıyla doğan
Gönül Hanım, 1974 yılında, üç kardeşin ortancası olarak Sakarya’da doğmuş, burada büyümüş. Üniversite okumak için İstanbul ‘a düşmüş yolu. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji bölümünden mezun olmuş ve 2004 yılında evlenmiş. 2010 yılının Şubat ayında ikizleri dünyaya gelmiş.
Çocuklar doğduktan sonra neler değişmiş Gönül Hanım’ın hayatında dersiniz? Ev düzeni, alışveriş şekli görünen değişimler. Uyku, gezme ve sevdiği şeyleri özgürce yapma lüks olmuş artık. Bu saydıklarımız hemen her bebekli ailede görülebilir. “Evin kokusu” desem ne gelir aklınıza? Bırakalım Gönül Hanım söylesin: “Onlar geldi geleli, onların evinde yaşadığımızı her gecen gün biraz daha fazla hisseder olduk Benim için en büyük değişikliklerden biri dışarıdan geldiğimizdeki evin olağanüstü kokusu, nasıl oluyor bilmiyorum ama büyük bir evimiz olmasına rağmen tüm ev onlar gibi kokuyor.”
Anneliğin zor ve bir o kadar güzel yanlarını soruyoruz Gönül Hanım’a. Anneliğe çoktan kaptırmış kendini, her dönemi ‘en güzel’ diye nasıl anlatıyor bakın: “Olağanüstü bir koşturma içindeyim. Aslında bu biraz da benim gönüllü tercihim. Her zaman yemeklerini sadece ben yaptım. En yoğun günlerin geceleri yemek yapmakla geçse de yapıldı. Bakıcımız olduğu dönemde dahil olmak üzere her sabah uykudan kalkınca anne ya da babayı gördüler, yine her akşam banyoları ve yatırılmaları anne ve babanın sorumluluğundaydı. Bir yandan da yoğun bir şekilde işimiz devam ediyor. Gerekirse gece ve hafta sonları çalıştık. Bir günün 60 saat olması gibi bir arzum vardı bir dönem, çünkü herşeye yetişmekte çok zorlanıyordum. 3 aylık oldukları andan itibaren bulunduğum dönemi en güzel dönem sanıyorum. Şimdi de 22 ayın en güzeli olduğuna inanıyorum. Sanırım ergenliğe kadar böyle hissedeceğim sonra bir anda fikrim değişecek.” Çocukların ağzından her çıkan her kelimenin kendisini ve eşini heyecanlandırdığını anlatan Gönül Hanım, bu sürecin çok keyifli olduğunu belirtiyor. İlk günden beri evde iki dil konuşulduğu için her iki dilde de konuşmaya başlamış küçük beyler.
Gönül Hanım, kendisini fazla endişeli bir anne olarak görüyor. “Serin kanlı olamıyorum. Benim annemle aramdaki en büyük fark o. Keşke böyle olmasaydı. Gök gürültüsünden şimşekten ödüm kopardı ve öyle gecelerde annemle yatardım. Bu açıdan bakılınca oğullarımın yerinde olmak istemezdim çünkü hala çok korkan bir anneleri var. Neyse ki 22 aydır hiç gök gürlemedi.” diyor.
Hayalleri büyük Yeşil Dinozor’un. Anneler babalar çocuklarına kitaplar okusun, bilgisayar ya da televizyon ekranından değil, birlikte yere uzanarak kitaplardan göstersinler yavrulara treni, vapuru, hipopotamı istiyor. Bebekken birlikte çevrilecek kitap sayfasının gelecekte onların kitap dostu olmasına götüren basamak olduğuna inanıyor.
Çocuklara kitap alışkanlığı kazandırmak için tavsiyelerini bekliyoruz. Çocuklara kitap almak için en doğru zamanı öğrenmek istiyoruz. “Sesli, müzikli, dokun hissetli çok sayıda kitap var. Ama bizim kitaplarımızın hiçbiri böyle değil. Benim oğullarımın da çok eğlenceli müzikli kitapları var. Ama onlar oyuncaklarının yanında duruyor, diğer kitapları ise kitaplıklarında. Amacımız kitap okuma alışkanlığı olunca, bizim kitaplar, gerçek kitaplar gibi görünsün istedik ve öyle hazırladık. Gerçek kitapseverler istiyorsanız doğduğu andan itibaren alınmalı kitapları. Bazı annelerin, ‘yırtıyor o yüzden almıyorum’ demeleri beni üzüyor, çocuklar yemek de döküyor ama yemek yedirmeye devam ediyoruz değil mi?” diye soruyor.
Bu yazıya 0 Yorum yapıldı.