Anne Notları: “Anneliği çok önemsiyorum ama kendimi çocuklara adamıyorum” |
| Perşembe, 26 Ocak 2012 13:54 |
|
Hukuk fakültesinde okuyan bir kız çocuğu, profesör annesinin ölümünden sorumluydu. Çünkü biricik annesi hakkında ölüm planını o hazırlamıştı. Peki ailenin bu hale gelmesinden kim sorumluydu? Bu olayın ardından “çocuk eğitimi”, “çocuk terbiyesi” üzerine yazılarıyla tanıdım Büşra Karaca’yı. Çocuk eğitimiyle ilgili karşılaştığımız sorunları ilmek ilmek işliyordu. Çocuklarla ilgilenmenin önemine dikkat çekiyordu. Kardeşliğin güzelliğinden, çocukların birbirleriyle olan uyumundan, öğreticiliğinden bahsediyordu. Onu daha yakından tanımak ve de sizinle de tanıştırmak istedim. Büşra Hanım, 1981 yılında, Lüleburgaz'da dünyaya gelmiş, Anadolu Lisesinden sonra 1999 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık bölümü kazanmış. 2000 yılının Haziran ayında okulu bırakmış. 2003 yılında evlenmiş. 2005 yılında oğlu Zülfikâr’ı, 2007 yılında da kızı Zührenur’u kucağına almış. Her insan kendini daha iyi tanır ya. Büşra Hanım da kendini “araştırmacı” buluyor. Ailesiyle gezmekten, yeni yerler görmekten hoşlanıyor. “Ev insanı değilim, dışarıyı daha çok severim.” diyor. Nasıl bir anne olduğuna gelince: “Ara sıra çok bağırsa da hareketli bir anneleri, şakacı bir babaları var çocukların” diyor (gülüyor). “Anne”liğin zamanla anlam değiştirdiğine dikkat çekiyor Büşra Hanım. Anne olduğu ilk yılları “harika” bulurken, şimdilerde “anne” sözüne “kendinden daha çok başka birini düşünmek” anlamını yüklüyor. Anne olunca aklı havada kız gitti Anne olduktan sonra her kadın gibi duygusal değişiklikler yaşadığı ifade eden Büşra Hanım, daha şefkatli ve kuşatıcı olunduğunu söylüyor ve bu halin çocukların dışındaki insanlara, arkadaşlara bile yansıdığını düşünüyor. “Hayatın toz pembe olmadığını anlıyor, daha realist oluyor insan. Anne olunca aklı havada kız gitti, yerine biraz daha sorumluluk sahibi biri geldi diyebilirim.” şeklinde özetliyor annelik sonrası yaşamı. Anneliğinde zorlandığı dönemleri ise şöyle anlatıyor: “Kızımın 1-2 yaş, oğlumun 3,5- 4,5 yaşında olduğu dönem çok zordu. Bir yandan kızım hareketliydi, her yeri karıştırdığı peşinden koşulması gereken merak dönemiydi. Oğlumsa konuşamadığı için çok ağlayan ve ilgilenilmesi gereken bir çocuktu. Şimdi bakıyorum çok büyütmüşüm diyorum, bugünden geriye bakınca o kadar zor gelmiyor.” (Anne Notları’nda konuşamayan çocuklara yönelik çok faydalı tavsiyeler bulunuyor) Fedakarlık mı, adanmışlık mı? Ev hanımlığı ve anneliği çok önemseyen Büşra Hanım, “Çocuğu hayatın merkezine koyduğumu düşünmüyorum.” diyor ve düşüncelerini şöyle dile getiriyor: “Eşimle uzun ve özel vakit geçirmekten hayatımızın hiç bir döneminde vazgeçmedik. Kendimi çocuğa adadığım olmadı. Fedakarlık, kadının fıtratında olan, karşılık beklemeden yapılan dürtüsel bir şey. Adanmışlık ise bilinçli yapılan ve karşılık beklenerek ortaya konulan, sonuçları dramatik olan bir tutum.” Yazmak boşalmak gibi oluyor Anne Notları’nın nasıl ortaya çıktığını merak ediyoruz. Büşra Hanım da içtenliğiyle başlıyor anlatmaya: “Thomas Gordon'un kitaplarından etkilendim ve ‘bunları paylaşmalıyım’ dedim. Aralık 2006'da blog tutmaya başladım. Hiç bir plan yapmadan, doğal olarak gelişti. Çocuklarla yaşadığım hissettiğim her şeyi yazdım. Çocuklar küçükken yazma ihtiyacı daha fazla oluyor, yazmak boşalmak gibi oluyor. Blog tutan çoğu annede bunu görüyorum.” Sanatın her türlüsünü görebileceğiniz etkinlikleri çocuklarla yapa yapa tükenmiş Büşra Hanım. Şimdilerde malzeme gerektirmeyen, yerden yüksek, körebe gibi oyunlar oynayıp, akşamları ailece çizgi film izliyorlarmış. Bahar ve yaz aylarında ise en büyük aktiviteleri olan piknikten geri durmuyorlar. Astarve100 ile Sofra Hazır gibi kadınlara yönelik girişimleri soruyoruz Büşra Hanım’a. “Her ikisi de üzerinde düşünülmüş projeler değil, şöyle bir şey yapalım mı, yapsak mı diye düşünürken ortaya çıkmış ve hayattaki başka meşguliyetlerden dolayı fazla ilgilenemediğimiz projeler. Astarve100 artık bize ait değil, 2011 yazında siteyi geliştirebileceğini ve bizden daha iyi ilgileneceğini düşündüğümüz bir arkadaşa devrettik. Sofra Hazır, evinde yemek yaparak meşguliyet olsun hem de az bir şey emeğinin karşılığını alsın istediğimiz kadınlar için geliştirilmeyi bekleyen bir proje. Tabi vakit bulup ilgilenebilirsek” diyor. Eşinin kendisine yardımcı olup olmadığı da sorularımız arasında. “Eşim, eşime yardımcı olayım diye düşünen istekli bir adam değildir. Eh işte benim ittirmelerim ve sitemlerimden sonra yıllar içinde ‘biraz yardımcı olabilen bir hale geldi’ diyebilirim hakkını yemeyelim.” diyerek gülümsüyor Büşra Hanım. “Ama bana yardım edeceğini bilerek, emin olarak rica edemem hiçbir şeyi. Hep içimde bir tedirginlik vardır. O rahatlığı yaşamadım hiç.” diye bu konudaki endişesini dile getiriyor. Amacım çocuklarımla sağlıklı bir iletişim kurmak “Açıkçası başarılı mıyım bilmiyorum” diyen Büşra Hanım, başarının amaca göre değişeceği fikrinde. Kendi amacını ise şöyle ifade ediyor: “Benim amacım (biraz da zor bir çocukluk geçirdiğim için) çocuklarımla sağlıklı bir iletişim kurmak ve bu konuda diğer annelere yardımcı olmaktı. Gordon kitapları bu nedenle benim için çok önemli. Bu konuda kime ne kadar yardımcı oldum bunu ölçemeyeceğim için, ne kadar başarılı olduğumu da hiç bir zaman bilemeyeceğim. Bu iyi bir şey aslında. Hep çaba göstereceğim, çabam sonlanmayacak diye düşünüyorum.” Eşiyle ortak projelere adım atmak noktasında da çok hevesli değil. “Onun görevi maişet temini olduğu için hep o açıdan bakıyor. Hatta annenotlari’na google reklamı koyuyor” diyerek gülümsüyor. (Bu röportaj yayınlanmadan verdiği cevabı ve hissettiklerini eşiyle paylaşan Büşra Hanım, annenotlari’ndan google reklamlarını kaldırdı.)
Planlarını ve hayallerini soruyoruz, yine kendine has üslubuyla cevaplıyor sorumuzu. “Doğru bildiklerimden şaşmamak. Kendimi 10 yıl sonra aynı yerde görürsem, bu iyi bir şey diye düşüneceğim gibi geliyor. Tabi ki fikirler ve kanaatler değişir, 10 yıl sonra hiç ilerleme kaydetmemiş olmak değil kast ettiğim” diyerek gülümsüyor. Hırs yapmayan, rahat bir insan olduğunu anlatan Büşra Hanım, “Eşimle aynı kafayız, keyif yapmayı çok severiz, öyle planlar yapamam. Elden ne gelirse o mantığı yani” diyor gülerek. Ancak bu hedefsizim, ya da hedefsiz olunmalı anlamına gelmiyor. “Hedeflerim, görülen somut şeylerle (para, mevki, şöhret, büyüme, tekil ziyaret, page rank gibi şeylerle) ölçülemeyeceği için şuraya şuraya gelmeliyim diye bir hedefim olamaz” şeklinde açıklıyor. Annelik ve kariyeri birlikte yürütebileni pek görmedim İş tecrübesi olmamış Büşra Hanım’ın. Hem annelik ve hem de iş yükünün kadına yapılan büyük bir zulüm olduğuna inanıyor. “Para meselelerini pek takmayan, ‘iki gönül bir olunca samanlık seyran olur’ diyen bir kadın için “kariyer” hiçbir şey ifade etmiyor. Annelik ve kariyeri birlikte yürütebilen pek görmedim.” diyor. www.cocukdayaparimkariyerde.com, 26 Ocak 2012 |

Çocuklarımız en değerli varlığımız, Allah’ın bir emaneti.. Ve her çocuk kendine has özellikleri ve kabiliyetleriyle dünyaya geliyor. Ancak onları yetiştirirken fıtratlarını bozabiliyor, daha sonra istemediğimiz durumlarla karşılaşabiliyoruz. Çocuklarımızın ihtiyacını onların kabiliyetlerini köreltmeden nasıl karşılayabilir, nasıl annelik yapabiliriz? Bu sorunun ve daha fazlasının cevabını
Çocuklarını yetiştirirken nelere dikkat ediyor peki Büşra Hanım? “Geriye dönüp baktıklarında mutlu bir çocukluk hatırlasınlar istiyorum. Tabi sağlıklı beslenme konusunda, harcama-iktisat gibi konularda bilinçli ve duyarlı olmaları için mesaj vermeye çalışıyorum.” diyor.
Bu yazıya 0 Yorum yapıldı.