Kadın cerrahlar iddialı: Cerrahlık kadın işidir |
|
"Kadından cerrah olur mu? Git kadın doğumcu, dermatolog ol!" diyenlere inat, tıbbın en zor bölümlerinden biri olan cerrahiyi seçen, erkek meslektaşlarından daha fazla çalışmak zorunda kalan, günaşırı nöbetler tutan kadın cerrahlar... Ellerinde neşteri, cımbızı ve makasıyla zorlu ameliyatların yılmaz savaşçıları olarak görüyorlar kendilerini. Türkiye'deki kadın cerrahlarla, mücadele dolu yıllarını, anneliği, ev hanımlığını ve cerrahlığı konuştuk. Kadın cerrahlar, erkek meslektaşlarından da tepki almış. Memorial Hastanesi Genel Cerrahı Beril Küçümen "Cerrahiyi seçmişseniz, erkek rakipleriniz karşısında maça her zaman 1–0 yenik başlarsınız. Bu yüzden onlardan daha fazla çalışmak zorundasınız. Hiçbir erkek cerraha 'buraya niye geldin?' diye sorulmaz. Bayanlara ise ilk sorulan soru budur. Tepkilere karşı gelmenin en iyi yolu ise çok çalışmaktır." diye konuşuyor. Ayla Gürel Sayın da cerrahlığın kadın mesleği olduğu konusunda meslektaşlarına katılıyor. Gürel Sayın, "Hayatında paket bağlamamış erkekler ben cerrah olacağım diye geliyor. Ben de onlara önce dikiş dikmeyi, düğüm atmayı öğretiyorum. Oysa kızların elleri bu işe yatkın oluyor." diyor. Pakize Demirkalem ise kadın cerrah olmayı savaşçı olmaya benzetiyor ve şunları söylüyor: "30–40 erkek asistan arasında ameliyat yapıp fark edilmek için savaşçı olmanız gerekir. Gerektiğinde sert konuşup, gözü kara olmalısın, erkek gibi..." Çocuklara, "Büyüyünce ne olacaksın?" diye sorulduğunda, "doktor olacağım" diye klasik bir cevap verirler. Marmara Hastanesi Genel Cerrahı Pakize Demirkalem de küçüklüğünden beri doktor olmayı istiyormuş. O yıllarda kesip dikmeye meraklı olan Demirkalem, sanıldığı gibi kan görmekten de korkmuyormuş. "Dedem kurban keserken mutlaka başında bekler, etleri kesmelerine yardım ederdim." diyen Demirkalem, lise yıllarına geldiğinde de bu isteğinden vazgeçmemiş. Cerrahpaşa'da okurken evini hastanenin karşısından seçmiş. Hastaneye bakarak cerrah olma hayalleri kuruyormuş. Bir gün hocası Osman Baran Tortum'un yanına gitmiş ve cerrah olmak istediğini söylemiş. Hocası da ona "Tabii senden önce de en az 20 kişiden aynı şeyi dinledim. Hepsi ameliyata girince arkasına bile bakmadan kaçtı." diye cevap vermiş. Hayallerinden vazgeçmek istemeyen Demirkalem'in ısrarları sonuç vermiş ve ameliyatlara girmeye başlamış. Kalp–damar cerrahı Ayla Gürel Sayın ise kalp hastası olan babası için eve gelen doktorlara özenerek seçmiş mesleğini. Göz cerrahı Beril Küçümen, lise yıllarında seyrettiği 'Genç Doktorlar' dizisinin etkisinde kaldığı için tıp okumaya karar vermiş. Cerrah olmak için 6 yıllık tıp eğitiminden sonra 5 yıl süren uzmanlık eğitiminin tamamlanması gerekiyor. Beş yıllık eğitim döneminde araştırmalar yapıp, günaşırı hastane nöbetlerine kalınıyor. Bu yüzden cerrahi oldukça zor bir bölüm. Bir şeylerden mutlaka fedakârlık etme zorunluluğu var. Bu, kimi zaman uykudan fedakârlık, kimi zaman arkadaşlardan, kimi zaman da sevgiliden... Cerrah Ayla Gürel Sayın, en büyük fedâkarlığının çocuk yapmamak olduğunu söylüyor. Eşi de beyin cerrahı olan Gürel, amacının mesleki açıdan iyi yerlere gelmek olduğunu ifade ediyor. Çocuğun özveri istediğini anlatan Gürel, "Bir sürü çocuğu iyileştirip hayata bağlıyorum. Onlar da benim çocuğum sayılır." diyor. Pakize Demirkalem "Kadın cerrah için yaşam zordur." diyerek başlıyor fedakârlıklarını saymaya: "Günaşırı nöbetlerde makyajsız dolaşmak, en sevdiğiniz yeşil çiçekli elbiseniz ve topuklu ayakkabılarınızı kardeşinize hediye etmek. Cımbızınız ve aynanız olmadan hafta sonu blok nöbetten çıkıp orman kaçkını halinde evinize dönmek..." Cerrahlık hem fiziksel olarak hem de ruhsal olarak insanı olumsuz etkiliyor. Kadınların duygusal, kırılgan ve narin olduklarını hesap edersek bu işi yapmaları zor görünüyor. Bu yüzden 'kadından cerrah olmaz' şeklinde bir kanaat oluşmuş. Kadın cerrahlar, mesleki zorluklarını ve nasıl başa çıktıklarını anlatıyor. Nur Peri Gazioğlu: "Beyin cerrahisi, ölüm oranlarının en yüksek olduğu bölümdür. Gün içerisinde bir hastayı hayata döndürürken, diğerini kaybedebiliyoruz. Hasta yakınlarına kötü haberi vermek zorunda kalıyoruz. Onlar da her zaman anlayışlı olmuyor, bazen saldırabiliyorlar. Bu, ruh halimize de yansıyor. Ben, hayatı toz pembe göremiyorum, vurdumduymaz olamıyorum ya da her şeye gülemiyorum. Çocuğumun bir ihtiyacı olduğunda ona yardım edeyim derken, kendi zamanımdan çalıyor, bir yazı hazırlamam gerekince sabaha kadar oturuyorum." Beril Küçümen, hasta yakınlarından gelen tepkilerin kendilerini çok üzdüğünü ve kırdığını dile getiriyor. "Hiçbir doktor, hastası kötü olsun diye ameliyat yapmaz." diyen Küçümen, "Ben aşırı duygusal bir insanım. Hasta yakınları üstüme yürüse bile kendimi savunamıyorum. Her şeyi içime attığımdan psikolojim bozuluyor. Yediğim yemekten bile zevk alamıyorum." Küçümen, başından geçen bir olayı şöyle anlatıyor: "Bir hastamı ameliyat ettim, oldukça başarılı geçen bir ameliyattı. Ancak hasta hijyene önem vermediği için gözünde sorunlar çıktı. Hasta yakınları üzerime yürüdü. 'Paramızı veriyoruz. İşinizi iyi yapmak zorundasınız.' diye. Sonra hasta iyi oldu ve yakınları da benden özür diledi." |

Kimileri aksini düşünse bile, kadın cerrahlar, "Cerrahlık kadınların mesleğidir." diyor. "Hayatında düğüm atmamış, iğne tutmamış, dikiş dikmemiş erkekten cerrah olur mu?" diye soruyorlar.
merve bu yorumu yaptı
Pazartesi, 05 Aralık 2011
seda bu yorumu yaptı
Pazartesi, 15 Ağustos 2011
seher bu yorumu yaptı
Çarşamba, 10 Ağustos 2011
esra bu yorumu yaptı
Cuma, 09 Nisan 2010
sümeyra bu yorumu yaptı
Pazar, 17 Ocak 2010
birgül bu yorumu yaptı
Cumartesi, 21 Kasım 2009
gül bu yorumu yaptı
Pazartesi, 19 Ekim 2009