Aktif Ziyaretçiler

Şu anda 70 konuk çevrimiçi
Banner Campaign

Siteiçi Arama

Çalışan Kadın Tweetleri

Cezaevlerinin nur saçan vaizeleri

0 kişi tarafından değerlendirildi.

Yeni nesil din görevlileri arasında kadınlar da var. Vaizeler özellikle cezaevlerinde ilgiyle karşılanıyor. Kadın mahkûmlar, haftada birkaç kez buluştukları vaizelere suçlarıyla ilgili olduğu kadar dinî sorular da yöneltiyor.

Ankara’ya 30 kilometre uzaklıktaki Sincan Kapalı Kadın Cezaevi’ne gidiyoruz. Ancak içeri girişimiz kolay olmuyor. Göz testi, kimlik kontrolü gibi uzun bir incelemeden sonra koğuşların olduğu bölüme ulaşıyoruz. Ziyaret sebebimiz cezaevinde görev yapan din görevlisi Belgizar Özbek’i izlemek. O son 3-4 yıldır yaygınlaşan kadın vaizlerin ilklerinden. Buraya geldiği günlerde cezaevi kapısında aynı uygulamalardan geçiyor. İki yıldır burada görevli. Mahkûmlara haftada 10 saat vaaz veriyor. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çalışmaları sayesinde kadın personel sayısındaki hızlı artış dikkat çekiyor. Dört yıl önce uygulamaya konulan kadın vaizler projesinde bugün vaizelerin sayısı 223’e ulaştı. Teşkilatın 10 bin kadın personeli oldu. Şu anda 9 kadın müftü yardımcısı. Aralarında Rusça, İngilizce bilenler var. Bayanlardan oluşan Dinî Musiki Heyeti kuruldu. Diyanet’in ve Adalet Bakanlığı’nın imzaladığı protokol sayesinde, cezaevlerinde artık Belgizar Hanım gibi kadın vaizler de görev alıyor.

Belgizar Hanım sohbet dinlemek isteyen olup olmadığını öğrenmek için koğuşları dolaşıyor. Kimseye herhangi bir zorlama yok. İsteyen, merak eden, soruları olan Belgizar Hanım’ın gelişini heyecanla bekliyor. Aslında Özbek, sohbetleri koğuşlarda veriyor. Ancak bizim içeri girmemiz yasak olduğu için mahkûmları dersliklerde topluyor. Kimi yüzünü saklayarak çıkıyor koğuştan kimi de rahat tavırlarıyla dikkat çekiyor. Dersliklerdeki sıralara geçiyor herkes. İçinde bulunduğumuz ramazandan dolayı sorular genellikle oruç konusunda geliyor. Aralarında 18 yaşında eşini öldürenler de var, çek senet işinden hapis yatanlar da. Yaş ortalamasının çok genç olması ise dikkat çekici. Cinayet suçundan içeride bulunan bir genç kız en çok kaza ve kader konusunda ısrar ediyor: “Ben bu suçu işlemeseydim onun eceli gelip ölmeyecek miydi?” diyor. Başka biri kıbleyi soruyor. Güneş görmedikleri için yönü bilmediklerinden yakınıyor. Bir de affın ne zaman çıkacağı en önemli merak.


Cezaevinin ilk vaizesi

İlk kez böyle bir uygulamayla karşılaşan kadın mahkûmlar Belgizar Hanım’ın sohbetinden oldukça memnun. O da onlara bir abla şefkatiyle yaklaşıyor. Sohbeti dinlemek veya dinlememek kendilerine bağlı. Terör suçluları sohbet dinlemek istemeyen tek grup. Özbek, cezaevlerinin asıl görev yapılması gereken yerler olduğunu belirtiyor. Her koğuşa ortalama 1 saat ayırıyor. Mahkûmların ne ismi ne de suçu onun için önemli. “Bu insanlar dışarıda onlara ulaşamadığımız için buradalar.” diyor. Cezaevinde çalışmanın herkesin harcı olmadığını belirtiyor: “Anlatılanları cezaevinde bırakmanız gerekiyor. Yoksa yaşadıklarınız rüyalarınıza bile girebilir.”

Belgizar Hanım önemli gün ve gecelere yönelik çalışmalar, Kutlu Doğum Haftası’yla ilgili programlar düzenliyor cezaevinde. Yaşadığı ilginç anılardan biri fuhuş suçundan içeri giren bir mahkûmla ilgili: “Koğuşlardan birinde zinanın büyük günahlardan olduğuyla ilgili ayetler okuyordum. İçlerinden biri çok etkilendi. Sonra Kutlu Doğum münasebetiyle mahkûmlara gül verirken onu hücrede gördüm. Elimden sımsıkı tutup ‘zina gerçekten de günahmış’ dedi. Oldukça etkilendim.” Belgizar Hanım’ın etkilenmesinin yanında bir şeyi daha öğretir ona bu olay. Hem burada kalması gerektiğini hem de herkesin her şeyi bilemeyeceği gerçeğini.

Sanki Kur'an öğrenmek için hapse girmişim

Unutamadığı bir başka olay da cezaevine kısa süreliğine giren bir mahkûmla ilgili. Girdiğinde Kur’an derslerine başlayan mahkûm, kurs bittiğinde cezasını tamamlayarak çıkar. Cezaevinden ayrılırken “Sanki Kurân’ı öğrenmek için girmişim.” der. Eşine ve çocuklarına Kur’an öğreteceği sözünü verir bir de. Özbek, cezaevlerinin yanında çocuk yuvalarında da görev yapıyor. Ona göre bu işin en önemli tarafı devamlılık. Çünkü çocuklar da, mahkûmlar da kısa süreli ziyaretler yerine sürekli kendileriyle ilgilenecek, dertlerini anlayacak insanlara muhtaç.

10 yaşında hafız, şimdi koro şef yardımcısı

Rol model kadın din görevlilerimizden biri de Kur’an kursu öğretmeni Rukiye Gökduman. Kendisi musikiye gönül vermiş bir isim. Ney üflüyor, ud, kudüm ve bendir çalıyor. Diyanet’in kadın korosunda şef yardımcılığı yapıyor. Gökduman’ın mesleği aileden geliyor. Babası imam, annesi ise Kur’an kursu hocası. Bursa İmam Hatip Lisesi’ni bitiren Gökduman, ortaokulda iken musiki derslerine katılarak gidermiş merakını. Anne ve babasının mevlithan olması ise musikiyle kulak aşinalığını sağlamış.

10 yaşında hafız olan Gökduman, müziğe olan ilgisinin güzel Kur’an dinlemekten geldiğine inanıyor: “Makamlı okunan Kur’an sesleri çocukluğumda hep kulağıma yerleşti.” Bu ilgi ona yepyeni bir uğraşın kapılarını açmış. İlgisini çeken ilk müzik aleti tambur olur. Ancak o zamanlar enstrüman çalmak istediğini söylemek cesaret ister. Hele de bir din görevlisinin kızıysanız: “Bursa Musiki Cemiyeti okulumuza yönelik senede birkaç defa konser verirdi. Oradaki hocalarımız bizi yönlendirirdi. Konserlere gidip geldikçe bir şeyler çalmak istediğimi düşündüm. Babamdan olumsuz yaklaşım görmedim; ama onu zor durumda bırakmak istemedim.”

Rukiye Hanım’ın ilk görev yeri Ankara olur. 1995’te Kültür Bakanlığı sanatçılarıyla tanışması, ona hayallerine giden yolu aralar. Tamburi Cemil Bey’den bu yana kimsenin yetişmediği söylenince tambur sevdasından vazgeçip uda yönelir. Kısa sürede ud çalmayı öğrenen Gökduman, bir müddet sonra Neyzen Ekrem Vural’la tanışınca merakı ney üflemeye kayar. O gün aslında hocayla tanışmaya gitmiştir. Ancak derse geldiğini düşünen hoca, eline neyi tutuşturunca kendiliğinden başlar her şey. Hocanın söylediklerinden çok etkilenir ve neyden kopamaz: “Batılılar pu der, biz hu deriz. Daima hu diyeceksin, başını sağa çevireceksin, kulağın kalbine yakın olacak ve hep kalple irtibatın olacak. Çünkü kalp hep ‘Allah’ der. Ney demir bir leblebidir yutulmaz, baş eğmeden ney üflenmez. Baş eğmek Hak’tan gelen her şeye razı olmaktır.” İlk derste duyduğu bu cümleler bile ney öğrenmesinin bir ihtiyaç olduğunu hissettirir. Gökduman, üç yıl devam ettiği kurstan neyzen olarak çıkar.

Ud ve neyden sonra kudüm ve bendir çalmayı da öğrenen Rukiye Gökduman, bir yıl önce kurulan Diyanet’in kadın korosunda çalışmaya başlar. Konserlerde ritim saz olarak katılan Gökduman, aynı zamanda koronun şef yardımcısı.

Kaynak: Aksiyon
 

Powered by Web Agency
 

Bu yazıya 0 Yorum yapıldı.

Yorum yapmak ister misiniz?


    • >:o
    • :-[
    • :'(
    • :-(
    • :-D
    • :-*
    • :-)
    • :P
    • :\
    • 8-)
    • ;-)



    Yeni bir harf grubu için tıklayınız.