|
Etiketler: medya derneği | Medyada kadın | nazlı ılıcak | neval sevindi
Medya Derneği’nin “Değişim Sürecinde Medya” konulu seminerinde “Medyada Kadın” konusunu gazeteci, yazar ve aktivist Nevval Sevindi ile köşe yazarı Nazlı Ilıcak anlattı.
Nevval Sevindi’nin konuşmasından notlar:
- Basında ve medyada, kadını değersizleştirme son derece yaygın. Etik kurallara uymayan da bu tutum zaten.
- Tecavüz olayları pornografik şiddet şeklinde sunuluyor. Aslında tecavüz mağdurunun izni olmadan fotoğrafının kullanılmaması gerekir.
- Medyadaki kadın algısı hep şablonlar üzerinden veriliyor. Fettan kadın, savunmaya muhtaç kadın gibi şablonlar yaratılıyor. Oysaki, cinsiyetlere göre kalıplar yaratmak manasızdır; çünkü fıtratlar cinsi değildir.
- Aslında Türk kültüründe kadın ve erkek tarihler boyunca eşit olarak görülmüştür. Bunun en büyük kanıtlarından biri de tarihimizin en eski kaynaklarından biri olan Dede Korkut Destanı’dır. Dede Korkut metinlerine bakarsanız, kadınlar erkeklerle aynı eğitime tabi tutulurlar; silah kullanır, ata biner ve güreş tutarlar. Avrupa’da ise eski dönemlerde kadınların değeri sıfırdı. O yüzden feminizm Avrupa’da doğdu.
- Kadınların ikinci sınıf birey görülmesinde, çocukken okutturulan çocuk kitapları da rol oynuyor. 1923’den 1950’ye ve 1950’den günümüze kadar olan okuma kitaplarını araştıran bir incelemeden örnekler verecek olursam… 1923’lerdeki okuma kitaplarında, kadınların mesleklerinden ve ailedeki karar alma mekanizmasındaki aktif rolünden bahsedilirken; 1950 sonrası okuma kitaplarında, kadının mesleğinden hiç bahsedilmeyip, karar verme mecrasının da hep erkeğe yönlendirildiğini görüyoruz. Çocukken okutturulan okuma kitapları da aslında kadını ikinci sınıf birey olarak konumlandıran düşünceyi içselleştirmemizi sağlıyor.
Kadın ve erkek tabiatının farklılıkları, kadına tanınan sınırlı politik pozisyon, medya çalışanı kadınların durumu ve çektikleri güçlükler üzerinde duran Nazlı Ilıcak’ın konuşmasından notlar ise şöyle:
- Kadınlar iş dünyasında hep belli başlı pozisyonlarda konumlandırılıyor. Politikadan örnek verecek olursak… Kadınlar politikada yüksek mevkilerde çok da yer bulamıyorlar. Bakan olsalar bile ya, “Kadından Sorumlu Devlet Bakanı” ya da “Aileden Sorumlu Devlet Bakanı” oluyorlar. Neden Bayındırlık Bakanı bir kadın olamıyor?
- Medyada çalışan kadınlara baktığımızda kadın muhabirin çok olduğunu; fakat yazı işleri gibi, medyada daha söz sahibi alanlarda çalışan kadın sayısının azaldığını görüyoruz. Medyada kadına, sadece güzellik ve magazin konularında yazı yazdırılmak isteniyor.
- Ben, kadının medya ve basın sektöründe erkeğin gerisinde kalması durumunu dış etkenlere bağlamak yerine, fizyolojik ve metabolik yapıya bağlıyorum. Kadının tabiatında annelik duygusu var ve bu sebeple, erkekten daha çok çocuk sahibi olmak istiyor. Bu doğal güdüler kadını bu güç savaşında aşağı çekiyor. Bir mücadele vererek evin dışına çıkıyoruz; ama tabiat da bizi içeri çekiyor. Tabiattan ötürü zorluk çekiyoruz.
- Kendi kaderimizden şikayet etmemeliyiz; çünkü annelik sebebiyle insanlığı biz yetiştiriyoruz. Kadına şiddetten şikayet ediyorsak, erkek çocuklarımızı da ona göre yetiştirmeliyiz. Erkek evlatlarımızı kayırmamalı ve onları fazla şımartmaktan kaçınmalıyız.
- Dizilerde temsil edilen kadın tipi basmakalıp… Kadınlar dizilerde çok nadir olarak büyük bir iş kadını olarak temsil ediliyor; hatta hiç edilmiyor.
- Geçenlerde RTÜK’ün yaptığı bir araştırmaya denk geldim. Bu araştırma, kadınların dizilerden sonra en çok ana haber bültenlerini takip ettiğini ortaya koyuyordu. Kadınların en çok izlediği programların ikincisinin haberler olduğunu öğrenmek bir kadın olarak beni mutlu etti.
www.cocukdayaparimkariyerde.com
|
Bu yazıya 0 Yorum yapıldı.